Gündemimize oturan ve tüm dünyayı evlere hapseden korona virüs ile bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bir bilinç oluştu ancak bu bilincin eksikliklerine biraz değinmek istiyorum. 

Bugüne kadar hiç bulaşıcı virüs yokmuş gibi yaşadık, halbuki her yıl grip olduğumuz halde bitip tükenmek bilmeyen bu salgın, grip hastalığı can almıyormuşçasına yaşadık.

Şimdi birkaç senaryo kurgulayalım ve sonuçlarına bakalım, ne gibi yıkımlara sebep olmuş beraber değerlendirelim.

Bir birey düşünün yeni doğmuş bir çocuğu olsun anne veya baba fark etmez biz baba diyelim.

Her gün olduğu gibi yeni doğmuş bebeğinin yanaklarından öperek eşi ile biricik kız çocuğunu rabbine emanet ederek evinden ayrılmış ve işine gitmek üzere servisini beklemek üzere durağa gitmişti. Servisi geldiğinde servisteki arkadaşlarına selam vererek boş koltuklardan birine oturdu. Kısık sesle çalan hafif güzel bu müzik eşliğinde iş yolculuğuna devam ediyordu bu sırada önde oturan bir bayan iş arkadaşı peçete ile burnunu temizliyor ve yer yer öksürüyordu.

İşyerine gelmişti çalışma arkadaşları ile selamlaştı arkadaşlarından biri halsiz ve yorgun gözüküyordu, sarılıp tokalaştılar ve hasta olup olmadığını sordu evet biraz kırgınlık var üzerimde dedi arkadaşı geçmiş olsun dileklerini iletti.

Akşam olmuş mesaisi bitmişti evine gitti her akşam yaptığı gibi eşi ve biricik kızı ile vakit geçirdi.

Ertesi gün işe gittiğinde üzerinde biraz kırgınlık vardı sanırım biraz hasta olmuştu kendine bir bitki çayı ısmarladı.

Akşam olmuş mesaisi bitmişti evine gitti her akşam yaptığı gibi eşi ve biricik kızı ile vakit geçirdi.

Ancak bu akşam bitmiyordu, biricik kızı ağlamaya başlamıştı ve susmuyordu. Ateşler içinde yanıyordu çocuk apar topar hastaneye yetiştirdiler baba ne yapacağını bilmiyor panikle etrafa saldırırcasına yardım istiyordu.

Şimdi bu çocuk bir sürü ilaç kullandı tedavi oldu belki ama tedaviye yetişemeyen çocuk havale geçirdiyse veya farklı bir boğaz enfeksiyonu ile karşı karşıya kalıp nefessiz kaldıysa pekâlâ bu çocuk öldüyse her hali üzücü sonuçlar doğuran bu tablonun suçlusu kim?

Bilmem hatırlar mısınız? İlk okulda öğretmenlerimiz bize şöyle bir salık verirdi. Ateşiniz, öksürüğünüz varsa grip olduysanız okula gelmeyin çünkü arkadaşlarınıza bulaştırırsınız, evde dinlenin iyileşin ve öyle okula gelin denilirdi. Pekâlâ ne değişti, neden bu bilinci yitirdik.

Kanser bulaşıcı bir hastalık değil ancak kemoterapi gören hastaların maske taktığını görüyorduk sokaklarda, şu sıralar herkes maskeli o yüzden ayırt edemiyoruz tabi, kanser bulaşıcı bir hastalık mıydı? Yoksa bugün herkes bulaşıcı hastalık mı taşıyor hepsi maskeli! Dün maske takanların neden maske taktıklarını anladık mı şimdi.

Ne acıdır örnek bir durum göstereceğim lösemi hastası maskeli bir çocuğu babası veya annesi arkadaşlarına veriyor, hem çocuğa moral olsun farklılık olsun diye çocuk kucaktan kucağa geziniyor ve sırasıyla herkes öpüp kokluyor garibim sesi çıkmıyor. Ne kadar kötü bir tablo değil mi iki metreden selamlaştığımız şu günlerde.

Bu korona virüsün en azından insanlarda bu bilinci oluşturduğunu düşünüyorum ve bundan sonra birçok virüste insanlarımız daha tedbirli davranır diye umuyorum ve acil yoğunluğunun büyük bölümünü oluşturan ve yıllarca önemsizmiş gibi görmezden geldiğimiz, canlar verdiğimiz grip ve boğaz enfeksiyon salgınlarının önüne geçeriz diye umuyorum. (Ölümler grip olarak kayıtlara geçmese de grip temelli zatürre, organ yetmezliği gibi sebepten her yıl dünyada birçok ölüme sebep olmaktadır. Burada gribin konu alınmasının sebebi en yaygın bilinen bulaş yolu ile geçen bir hastalık olmasıdır, yoksa bulaş hastalıklara sebep olan birçok virüs ailesi mevcuttur.)

Bulaştırıcı olmayan ancak bulaşıcı hastalıklara karşı savunmasız olan daimî maskeli hastalarımıza karşı daha duyarlı bir toplum olmak dileğiyle.

Belki grip ve boğaz enfeksiyonu gibi hastalıklar geçirdiğimizde maske takarak işe, okula veya çarşıya çıkmak dileğiyle.

Evet gündemimizi meşgul eden korona virüsün yol açığı birçok yıkımdan kurtulmak dileğiyle.

Bu süreçte hayatını kaybeden sağlık çalışanları başta olmak üzere herkese Allah’tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum.



Sağlık Bakanlığı Grip (İnfluenza) Basın Açıklaması (15.01.2020)

Mevsimsel grip her yıl tüm dünyada ciddi sayıda klinik hastalığa sebebiyet veren, özellikle risk gruplarında ağır seyredebilen bir hastalıktır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı olarak her yıl grip mevsiminde bu konuyla ilgili düzenli açıklamalar ve uyarılar yapmaktayız. 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dünyada her yıl 290 bin ila 650 bin arasında influenza ilişkili ölüm görüldüğünü rapor etmektedir. Hastalık özellikle gebelerde, 5 yaş altı çocuklarda, 65 yaş ve üzeri kişilerde, kronik hastalığı (kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, metabolik veya hematolojik) olanlarda ve immün yetmezliği olanlarda ağır seyretmektedir. Ölümle sonuçlanan her vakada olduğu gibi; İstanbul’da H1N1 şüphesiyle hayatını kaybeden iki çocuğumuzun ölüm sebebinin belirlenmesi için de inceleme başlatılmıştır.

Grip Bilim Kurulu, son olarak 8 Ocak tarihinde toplanarak raporunu hazırlamıştır. Buna göre, bu yıl ülkemizde dolaşımda olan grip virüslerinin yarısı influenza A (H1N1) tipindedir. Vaka sayıları ve artış hızı geçen yıllarla benzer oranda seyretmekte olup virüs tipleri ve pozitiflik oranlarında olağanüstü bir durum söz konusu değildir. Öte yandan, 2009’da küresel bir salgın yapmış olan influenza A (H1N1) virüsü artık “domuz gribi” olarak tanımlanmamaktadır ve insanlarda normalde görülebilen mevsimsel grip ajanları arasında yer almaktadır.

Grip, tedavisi olan bir hastalıktır. Hekimin gerekli gördüğü durumlarda antiviral ilaçlar tedavide etkilidir. Hastalık belirtileri başladıktan sonraki ilk 48 saat içerisinde başlanan antiviral tedavinin daha etkili olduğu bilinmelidir. Antibiyotik tedavisinin ise gripte yeri yoktur.

İlaç Takip Sistemi (İTS) rakamlarına göre grip tedavisinde kullanılan antiviral ilaçların eczane, depo ve üretici firmalardaki sayılarına bakıldığında; şurup formunda 235 bin kutu; tablet formunda ise 790 bin kutu ilaç mevcuttur. Buna ilaveten Sağlık Bakanlığı depolarındaki 600 bin kutu ilaç ile beraber toplam 1 milyon 625 bin kutu ilaç bulunmaktadır.

Üretici firmayla yapılan görüşmeler sonucu Ocak ayı sonuna kadar 1 milyon kutu şurubun daha piyasaya verilmesi sağlanacaktır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere tüm hastalarımıza yetecek miktarda ilaç mevcuttur. Firmaların ilaç tedariki kesintisiz olarak devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Kaynak: https://www.saglik.gov.tr/TR,62241/grip-influenza-basin-aciklamasi-15012020.html

Sağlık Bakanlığı gripten ölenlerin sayısını açıkladı

Sağlık Bakanlığı, 57 kişinin grip virüsüyle hayatını kaybettiğini açıkladı. 
Sağlık Bakanlığı, yurt genelinde 57 kişinin grip virüsü nedeniyle hayatını kaybettiği, bunlardan 43'ünde İnfluenza A(H1N1), 7'sinde İnfluenza B ve 7'sinde ise İnfluenza A(H3N2) virüsü tespit edildiğini bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamasında, yurt genelindeki grip vakalarındaki son duruma ilişkin bilgi verildi.

Tüm dünyada grip sezonunun yılın 40. haftasından başladığı ve bir sonraki yılın 20. haftasına kadar devam ettiği bilgisine yer verilen açıklamada, grip takibine belirlenmiş 17 ilden gönüllü 180 aile hekiminin katıldığı belirtildi.

81 ilde grip ön tanısıyla yatırılan hastalardan alınan klinik örneklerin de  analizleri yapılarak takip edildiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Dünya Sağlık Örgütü'nün dünya genelindeki grip hastalığına dair durumu açıklayan son raporuna göre, kuzey yarım küredeki grip yoğunluğu halen yüksek düzeyde seyretmekle beraber, İnfluenza A'nın baskın olduğu Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da grip aktivitesinde azalma başlamıştır. Fransa, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerin dahil olduğu bir çok Avrupa ülkesinde 65 yaş üzeri kişilerde tüm nedenlere bağlı ölüm sayılarında artış mevcut olup Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu durumun nedeni olarak grip hastalığı, soğuk havalar ve akut solunum yolu hastalıklarının olabileceği ifade edilmiştir. Kuzey Amerika'da grip hareketliliği 2014 yılının sonunda ulaştığı en yüksek düzeyden sonra halen yüksek düzeyde devam etmektedir. ABD'de ise grip virüsü tespit edilme oranı 2014 yılı Aralık ayında ulaştığı yüzde 30,4'lük düzeyinden yüzde 12,1 düzeyine gerilemiştir."

Dünyada olduğu gibi yurt genelinde de son hafta itibariyle grip aktivitesinin azalmaya devam ettiği vurgulanan açıklamada, "Düzenli izleme kapsamında 13. hafta itibarıyla gelen 352 numunenin yüzde 26,4'ünde influenza B, yüzde 8,8'inde İnfluenza A(H1N1), yüzde 5,1’inde İnfluenza A(H3N2) saptanmıştır" ifadesi kullanıldı.

Kimler risk altında

Açıklamada grip için 65 yaş ve üzerindeki kişilerle yaşlı bakımevi ve huzurevinde kalanların, astım dahil kronik pulmoner ve kardiyovasküler sistem hastalığı olan erişkin ve çocukların, diyabet dahil kronik metabolik hastalığı, kronik renal disfonksiyonu, hemoglobinopatisi veya immün yetmezliği olanların, immünsupresif tedavi alan erişkin ve çocuklarla 6 ay - 18 yaş arasında ve uzun süreli asetil salisilik asit tedavisi alan çocukların risk grubunda olduğu belirtildi.

1 Nisan 2015

Kaynak: https://www.trthaber.com/haber/saglik/saglik-bakanligi-gripten-olenlerin-sayisini-acikladi-176425.html

Gripten ölenlerin sayısı tahmin edilemiyor!

Domuz gribinden 73 kişi hayatını kaybederken önceki yıllarda normal gripten kaç kişinin öldüğü bilinmiyor çünkü Sağlık Bakanlığı bununla ilgili veri tutmuyor.

Domuz gribinden ölümlerin 73 kişinin öldüğü açıklanırken geçen yıl normal grip virüsü nedeniyle sağlık kurumlarına müracat edenlerin sayısı 3161.

Bu hastaların kaçının hayatını kaybetti ya da Türkiye’den grip yüzünden ölenlerin sayısının kaç olduğu ise bilinmiyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda bir istatistik tutulmadığını belirtti.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri grip yüzünden hastaneye başvuruların genelde az olduğunu, çoğunlukla zatüre gibi gribin ilerlemiş durumlarda hastanelere gidildiğini söyledi. Yetkililer bu yüzden genel bir kayıt tutulamadığını belirtiyor. Sağlık Bakanlığı bununla birlikte hangi hastalıklardan oluşan ölümlerin istatistiklerinin tutulup tutulmadığı konusunda da bilgi veremiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl tüm dünyada 500 milyon kişi grip oluyor. Üç ila beş milyonu hastalık yüzünden hastaneye yatıyor ve 250 ile 500 bini hayatını kaybediyor.

Dünya nüfusunu 7 milyar, Türkiye’ninkini 70 milyon olduğu kabul edilirse, bu rakamları yüze bölerek “muhtemel” bir ortalama bulunabilir. Bu durumda Türkiye’de her yıl grip ve gribe bağlı hastalıklardan ölenlerin sayısı 2500 ila 5000 arasında olduğunu kesin olmamakla birlikte öngörebiliriz.

17 Kasım 2009

Kaynak : https://t24.com.tr/haber/gripten-olenlerin-sayisi-tahmin-edilemiyor,61897

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın yolları

Grip, verem, kızamık, hepatit B, hepatit C, HIV bulaşıcı hastalıklardan sadece birkaçı. Hava, solunum, sindirim sistemi, kan veya temas yolu ile bulaşan pek çok hastalık var. Ofisler, plazalar, alışveriş merkezleri gibi kapalı ortamlar bulaşıcı hastalıklar için büyük risk oluşturuyor. Oysa küçük tedbirler alarak bu riskleri en aza indirmek mümkün.

En basit tanımıyla, kişiye dış ortamdan bir başka canlı veya insandan bulaşabilen hastalıklara bulaşıcı hastalıklar deniyor. Bulaşıcı hastalıklar insandan insana, çevreden veya hayvanlardan insana bulaşabiliyor. Bu hastalıklar mikrobik hastalıklar olarak da ifade ediliyor.
Bu mikroplar kişiye başlıca şu yollarla bulaşır:
- Hava yolu ile (tüberküloz, su çiçeği gibi)
- Damlacık veya solunum salgı damlalarına temas ile (grip, kabakulak gibi)
- Sindirim kanalı veya dışkı-ağız yolu ile (basilli dizanteri, tifo, hepatit A gibi)
- Temas yolu ile (hepatit B gibi)
- Kan yolu ile (hepatit B, hepatit C, HIV gibi)
- Cinsel temas ile (hepatit B, C, HIV, bel soğukluğu vb)
- Kene, sivrisinek gibi mikrop taşıyan aracı canlılar yolu ile (sıtma, Kırım Kongo Kanamalı Ateş, lyme)
- Hamilelik veya doğum sırasında annenin bebeğine bulaştırması ile (frengi, kızamıkçık, herpes enfeksiyonu)

Dünyada en çok ölüme neden olan 2. hastalık

Bulaşıcı hastalıklar şu anda kalp hastalıklarından sonra dünyada ölüme neden olan hastalıklar içinde 2. sırada yer alıyor. Özellikle toplu, kalabalık alanlar, alışveriş merkezleri, ofisler, oteller, toplu taşıma araçları bulaşıcı hastalıklar için risk taşıyan yerler.
Memorial Şişli ve Ataşehir Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kenan Keskin, “Kalabalık ortamlar gerektiği gibi iyi havalandırılmamış ise; o ortamda özellikle solunum yolu hastalıkları bulunan kişiler, öksürük ve hapşırık yoluyla bakteri ve virüslerin ortama saçılmasına neden olur. Aksırma, öksürme ile havada asılı olan damlacıklar solunum sisteminden vücuda girerek çok önemli hastalıklara neden olur. Grip ve gribal enfeksiyonların dışında verem gibi yaşamı tehdit edici hastalıklar da bu yollarla bulaşır. Bu damlacıklar eşyaların üzerine düştüğünde saatlerce canlı kalabilir. Sağlıklı bir kişi de o eşyanın üzerine dokunduğunda elini yıkamadan ağzına, burnuna veya gözüne dokunduğunda, hastalık bulaşabilir. Hasta olan kişi ile öpüşmek gibi direkt temas da hastalık bulaştırıcı önemli bir etkendir. Kalabalık ortamlarda mantarlar da bulaşıcı olabilir. Bronşit ya da zatürre olan bir kişinin 1 metre yakınına yaklaşmakla, riskli bölgeye girilmiş olur. Kapalı ortamlarda zorunlu olmadıkça fazla zaman geçirilmemeli” diyor.

Klimalar lejyoner hastalığı yapıyor

Özellikle merkezi sistemle ısıtılan ya da soğutulan, iş merkezi, plazalar gibi ortamlarda havalandırma sistemlerinden hastalık bulaşma riski çok yüksek. Klimalarla bulaşan lejyoner hastalığı denilen tipteki zatürre, ofis ortamında çalışanları tehdit ediyor. Kirlenen havalandırma kanalları aldığı mikroplu havayı temizleyemeden ortama yeniden gönderiyor. Doç. Dr. Kenan Keskin, “Özellikle havalandırma sistemlerinin temizliklerinin ve bakımlarının periyodik olarak yapılması çok önemli. Havalandırma sistemlerinin emiş kanallarının yerden yüksekliği en az 7 m olmalı. Emiş kanalının ağzına yakın hayvan barınağı veya toz içerikli ortamlara yakın olmamalı” diyor.

Elimizi yıkamıyoruz

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için sık sık elleri yıkamalı. Özellikle bir işe başladığımızda ve bitirdiğimizde, tuvalletten sonra, yemekten önce ve sonra, toplu taşıma araçlarını kullandıktan sonra, hapşırıp, öksürdükten, burnumuzu sildikten sonra elleri güzelce yıkamak gerekiyor.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Arman, toplum olarak solunum hijyeni ve el temizliği konusunda çok dikkatli olmadığımızı belirtiyor.

Aşı ne kadar önemli?

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın bir diğer yolu da aşı. Sadece çocuklar değil yetişkinler de aşılanmalı. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada aşılanmanın önemine dikkat çeken Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. A. Sesin Kocagöz, “Zamanında ve gereken durumlarda aşının ihmal edilmemesi gerekir. Örneğin çiçek hastalığı dünyadan aşı sayesinde kalkmıştır” diyor. Prof. Dr. Kocagöz, öncelikli olarak aşı ile önlenebilir hastalıkları şöyle sıralıyor; boğmaca, difteri, kabakulak, kızamık, kızamıkçık, tetanoz, çocuk felci, Haemophilusinfluenza Tip b [Hib] Menenjiti, Menengokok tipi menenjit, Influenza, Hepatit A ve B, verem, Rotavirüs ishali, suçiçeği, sarı humma, pnömokok tipi zatürre, HPV aşısı (Rahim ağzı kanserini önlemek için) ve zona aşısı.

Grip aşısına dirençliyiz

Bu yıl önceki yıllara göre en önemli değişim gribin ortaya çıkış ve yayılma zamanında oldu. Önceki yıllarda grip ocak ayından itibaren görülmeye başlayıp esas olarak şubat ayı ortalarında en yüksek yayılıma ulaşırken, bu yıl eylül ayından itibaren görülmeye başlayan olgular, aralık ayı 2. yarısından itibaren yüksek sayılara ulaştı. Prof. Dr. Dilek Arman, “Bu yıl hem Avrupa’da hem de ülkemizde yaygın olarak görünen H3N2 virüsüne karşı toplumsal bağışıklığın olmaması nedeniyle virüs hızlı yayıldı. Daha önce toplum, bu virüsle karşılaşmış olsaydı en azından bazı insanlarda virüse karşı bağışıklık oluştuğu için virüsün yayılım zinciri kırılacaktı. Toplumun bağışıklığının olmamasında önemli faktörlerden bir tanesi de grip aşısı uygulamasına gösterdiğimiz dirençtir” diyor.

KÜÇÜK TEDBİRLERLE HASTALIKLARDAN KORUNUN

Solunum sistemi enfeksiyonlarından korunmak için:
- Konuşma esnasında görünür ya da görünmez damlacıklar çevreye saçılır. Bu nedenle 1 metre güven mesafesi korunmalı.
- Hapşırma, aksırma ve öksürme sırasında temiz bir mendil kullanılmalı. Mendil bulunamıyorsa kişinin kolunu ağzına kapatarak hapşırması, mikropların yayılmasını engeller.
- El yıkama, enfeksiyonlara karşı önemli bir tedbirdir. Ellerin sık yıkanamadığı durumlarda ıslak mendiller kullanılmalı.
- Uyku ve yemek düzeni bağışıklık sistemini güçlendirir
- Kesinlikle sigara içilmemeli.
Kan yolu ile bulaşan hastalıklardan korunma önerileri:
- Berberlerde jiletin değiştirilmesi konusunda uyarılarda bulunmak önemlidir. Tek kullanımlık jiletler kullanılmalıdır çünkü jiletin daha önce kullanıldığı hasta HIV taşıyıcısı olabilir ve bir sonraki kişiye bunu bulaştırabilir.
- Dövme, piercing gibi vücuda teması gerektiren her türlü eylemin uygun şartlarda yapılıyor olması gerekir. Bu uygulamalarda tek kullanımlık aparatlardan yararlanmalıdır.
- Aşı veya enjeksiyonlar da enfeksiyon hastalıkları açısından dikkat edilmesi gereken noktalardır.
Gıda güvenliği için:
- Besinlerin hazırlandığı ortamların hijyenik koşullarını çok önemli.
- Sindirim yolu ile bulaşabilecek hastalıkları önlemek için de beslenme hijyeni ve temiz sağlanması ve beraberinde el temizliği çok önem taşıyor.
-Güvenli gıda için ana prensip, mikropların bir gıdadan öbür ortama yayılmaması için öncelikli olarak buzdolabında pişmemiş etler, deniz ürünleri, yumurtalar ve çiğ sebze ve meyveler ayrı bölmelerde ayrı kaplarda saklanmalıdır.
-Hazırlama aşamasında ayrı kesme yüzeyinde parçalanmalıdır. Uygun koşullarda ve derecelerde pişmiş gıdalar saklanmalıdır.

09.06.2017

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/ik-yeni-ekonomi/bulasici-hastaliklardan-korunmanin-yollari-25815084