İnsan vücudu mükemmel şekilde yaratılmış bir çalışma düzenine sahiptir; organlar, dokular ve hücreler kendini sürekli olarak yenileyerek ve güçlendirerek yaşamımızın devamlılığını sağlar. Her gün kendini yenileme özelliğine sahip pek çok organın ortalama 150-200 milyar civarında hücresi yenilenir. 

  • Cilt üzerindeki hücreler iki haftada bir kendini yeniliyor.
  • Hareketlerimizi koordine eden beyincik, gerçek yaşımızdan üç yaş daha küçük.
  • Kirpikler ve kaşlar da her iki ayda bir yeniliyor.
  • Kan bağışladığımızda 3,5 trilyon civarında kan hücresi kaybederiz fakat vücudumuz kendini yeniler. 

Hayati organlarımızın bir bölümünü kaybedip yaşamak mümkündür.


Dalak


Dalak, hemen hemen tüm omurgalılarda bulunan bir organdır. Yapısında büyük bir lenf noduna (lenf düğümü) benzer şekilde, öncelikle bir kan filtresi görevi görür. Dalak kelimesi Eski Türkçe 'sevda, melankoli' ve 'bir organ, dalak' anlamlarına gelen talak kelimesinden türemiştir.

Diyaframın altında, karın boşluğunda, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde yumuşak bir organdır. Yaralanma sonucunda en sık zarar görüp vücuttan çıkarılan organlardan biridir. Kaburgalara yakın bir bölgede yer aldığı için, karın travmasına maruz kalma ihtimali yüksektir. Kolayca yırtılan bir kâğıt benzeri kapsülle çevrilidir. Bu kapsül hasar aldığı takdirde kolayca iç kanamaya sebep olabilir ve eğer teşhis edilmez ve tedavi edilmezse bu iç kanama ve ölüme neden olabilir.

Dalak, dolaşım sistemine bağlı bir çıkmaz sokağa benzetilebilir. Kan, dalak içerisindeki geniş kanallar ve damarlar sisteminde yol alırken, dalak hücreleri ile muhatap olur. Dalak, kan fizyolojisi ile yakından alakalıdır.  

Dalağın bilinen işlevleri; Kırmızı kan hücreleri yapımı, Akyuvar yapımı, Kırmızı hücrelerin yıkımı, Kan deposu. 

Dalağı alınan bir insan normal yaşantısına devam edebilir.



Mide


Mide; kaslardan oluşan, genişleyebilen bir sindirim sistemi organıdır. Yemek borusu ile ince bağırsak arasında bulunur. Sindirimin ikinci fazında (çiğnemeyi takiben) görev yapar. Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır. 

Midemizin temel görevleri; 

Kasılıp gevşeme hareketiyle besinlerin sindirimini sağlar. 
Proteinlerin sindirimini sağlayarak kimyasal sindirim gerçekleştirir.
Emilim yaparak sindirilen besinlerin kana geçişini sağlar. 

Mide, kanser veya travma hasarı neticesinde ameliyatla alınabilir. 

2012 yılında, İngiliz bir kadın sıvı nitrojen içeren bir kokteyl içtikten sonra midesini aldırmak zorunda kaldı. Mide çıkarıldığı zaman, cerrahlar yemek borusunu doğrudan ince bağırsağa bağlar. İyi bir iyileşme ve vitamin takviyesiyle normal bir beslenme düzeni sürdürülebilir.



Üreme Organları


Üreme organı, vücudun cinsel üreme ile ilgili herhangi bir parçasıdır. Üreme organları birlikte üreme sistemini oluşturur. Erkekte testis ve dişilerde yumurtalık, birincil üreme organları olarak adlandırılır.

Bu organlar çift halinde bulunur ve insanlar bu organ çiftlerinden birisinin alınmasıyla da çocuk sahibi olabilir. Kanser veya özellikle erkeklerde şiddet, spor ve trafik kazaları yüzünden üreme organlarının biri veya ikisi birden ameliyatla alınabilir. Kadınlarda ise rahim (döl yatağı) alınabilir. Rahim ameliyatı (histerektomi) kadınların çocuk sahibi olmasını engeller ve ayrıca menopoz öncesi adet döngüsünü de durdurur. Araştırmalar, yumurtalıklarını aldıran kadınların ortalama yaşam süresinin düşmeyeceğini ortaya koyuyor. İlginç bir şekilde, iki testisini aldıran erkeklerin ise ortalama yaşam süresi artabiliyor.


Kolon (Kalın Bağırsak)


Sindirim sisteminin anatomisinde kalın bağırsak, ince bağırsak ile anüs arasındaki kısımdır. Toplam uzunluğu 1,5 ile 2 metre arasında olup, sindirim sisteminin beşte birini oluşturur. 

Temel görevi, su ve vitaminlerin emilimini sağlamak ve kalan besin atığı posayı sıkıştırarak dışkı haline getirmektir.

Kanser veya diğer hastalıklar kolonun bir kısmının veya tamamının alınmasına sebep olabilir. 

Ameliyattan sonra tuvalet alışkanlarında bir değişikliğe yol açsa da genelde insanlar rahat bir şekilde iyileşir. Bu iyileşme sürecine yardımcı olması için ilk aşamada yumuşak gıdalarla beslenilmesi önerilir.



Safra Kesesi


Safra kesesi ya da öd kesesi, safranın ince bağırsağa salınmadan önce depolandığı ve konsantre edildiği küçük ve içi boş bir organdır. Safra, karaciğerimiz tarafından üretilir ve yağların sindirimine yardımcı olur ancak sindirim için ihtiyaç duyulmadığı durumlarda safra kesesinde depolanır. Vücudumuzda armut şeklindeki safra kesesi karnımızın göğüs kafesine yakın yerinde sağ tarafta karaciğerimizin hemen altında bulunur. 

İnce bağırsağımız, yağı tespit ettiği zaman, yağların sindirimine yardımcı olması için salgıladığı bir hormon ile safra kesesini safra salma noktasında uyarır. Fakat, safradaki aşırı kolesterol safra taşı oluşturabilir ve bu taşlar safranın dolaştığı ince boruları tıkayabilir. Bu durum gerçekleştiğinde safra kesesinin alınması gerekebilir. 

Safra kesesi alma ameliyatı, kolesistektomi olarak bilinir ve Türkiye'de her yıl -kesin veri olmamakla birlikte- 40.000-60.000 insanın bu operasyonu geçirdiği tahmin ediliyor. Pek çok insan hiçbir medikal müdahale gerektirmeden safra taşı taşırken, herkes bu kadar şanslı olmayabilir. 2015 yılında Hindistan'da bir kadının ameliyatla -rekor sayıda- 12.000 safra taşı aldırdığı biliniyor.


Apandis


İnsan anatomisinde apandis (vermiform appendix), çeküme bağlı, ucu kapalı tüp. Embriyolojik olarak çekümden gelişir. Latince "vermiform" kelimesi "solucanımsı görünen" anlamına gelir. Çeküm karın boşluğundaki ilk kese türü yapıdır. Kalın bağırsağımız ve ince bağırsağımızın birleşiminde bulunan küçük, kör uçlu solucan benzeri bir yapıdır.

Tek taraflı doğası gereği, bağırsağa ait maddeler içeri girdiğinde dışarı atmak zorlaşır ve apandis iltihaplanır. Buna apandisit veya apandis iltihabı denir. Ciddi durumlarda, apandisin alınması gerekmektedir. Öte yandan apandisiniz alınsa bile tekrar büyüyüp acıya sebep olabilir. Bazı durumlarda apandisin küçük bir parçası vücutta kalmış olabilir ve bu kısım tekrar iltihaplanma yapabilir. Apandisini aldıran insanlar yaşamlarında hiçbir fark hissetmezler.



Böbrekler


Böbrekler, vücudumuzda bulunan fasulye biçiminde boşaltım organlarıdır. 13 cm boyuna kadar olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluştururlar. Bu organlar, başta üre olmak üzere atıkları kandan süzer ve onları su ile idrar olarak boşaltırlar. Böbreklerin içindeki süzme birimlerine nefron denir. Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron bulunur.

Pek çok kişi iki böbreğe sahiptir fakat bir böbrekle de hayatta kalabilirsiniz. Hatta diyaliz makinesine bağlı olarak iki böbreğiniz olmadan da yaşayabilirsiniz. Böbreklerin rolü; kanı süzerek su ve elektrolit dengesini ve vücudun asit-baz dengesini korumaktır. Böbreklerimiz, bir elek gibi davranarak, vücudun ihtiyaç duyduğu protein, hücre ve diğer besin içerikleri gibi yararlı şeyleri tutacak şekilde yapar. Daha da önemlisi, ihtiyacımız olmayan pek çok şeyden idrar aracığıyla kurtulmamızı sağlar.

Böbreğimizi veya böbreklerimizi pek çok sebepten ötürü aldırmak zorunda kalabiliriz. Kalıtsal durumlar, alkol ve uyuşturucudan kaynaklanan zarar veya enfeksiyon bu sebeplerden bazılarıdır. Eğer iki böbreğimizi de kaybedersek, böbrek görevi dışarıdan sunulan diyaliz makinesi desteğiyle sağlanabilir. Bu şekilde atıkların vücuttan atılmasını sağlanır.

Eğer bir kişi diyalize bağlanırsa, beklenen yaşam süresi diyaliz tipi, cinsiyet, mevcut hastalıklar ve yaş gibi belli faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Pediatric Nephrology (2017)'de yayımlanan bir araştırmada, diyalize bağlanan 20'li yaşlarındaki hastaların 16 ila 18 yıl yaşadığını öngörürken 60'lı yaşlardaki insanlar için bu sürenin yaklaşık 5 yıl olduğunu ileri sürüyor.

Kaynak : Bilimfili , Wikipedia