Cem Yılmaz’ın Karakomik filmleri gişede çakıldı.


Cem Yılmaz yaptığı filmlerle açıkçası izleyici kitlesini hayal kırıklığına uğrattı. Filmlerde herkes gülmeyi beklerken filmler güldürmedi bu durum eleştiri aldı. 

Ancak Cem Yılmaz Tv100 ‘de Okan Bayülgen ‘e konuk olduğunda da bahsetmişti, filmler komedi filmi değildi. Yıllar önce kaleme aldığı kısa hikayelerinin olduğunu dile getiren Cem Yılmaz bunları komedi dalında şekillendirmediğinden bahsetti.

Gişede de filmler beklediği ilgiyi görmedi ve bugüne kadar sanırım en az izlenen Cem Yılmaz filmleri olarak tarihe geçti. 

Karakomik film dizisi sanal medya platformu olan Netflix ’e satıldı. Ancak Karakomik filmler Netflix ‘te de beklenen ilgiyi görmedi.

Dört kısa filmi izlediğimde açıkçası öyle büyük bir etki oluşturmadı bende ama filmler yapım, kurgu, senaryo bakımından değerlendirdiğinde isminin hakkını veriyor.

Farklı farklı konuları işleyen hikayeler arasındaki bağlantılar ise gözden kaçmıyor.


2 ARADA


Feribot hattında çalışan bir garsonu ele alan senaryoda, kişinin kendi farkındalığını yaşamadığı zaman ne gibi hayal kırıklıkları oluşabileceğine değindiği gibi insanın elindeki ile yetinmeyen tavrı ve hırs dünyasını da gözler önüne seriyor.

Eeee… hikâyede babası vali oğluna boşuna “ben sana makam mevki sahibi olamazsın demedim, ben sana adam olamazsın dedim” diye boşuna dememiş.

Senaryo içeriği: Feribot garsonu (ki ben o kadar feribota bindim servis yapan garson görmedim self servis çalışırlar) yeni şirket müdürüne yağ çekmek için tüm personeli ifşa edip kendi mevkiini yükseltiyor. Daha fazla detay vermeyelim.

KAÇAMAK


Dört kafadar arkadaş tatile çıkıyorlar, ancak eşlerine hepsi farklı bir şey söylemiş. Tatil yerinde olanlar oluyor tabi arkadaşlardan birini uzaylılar esir alıyor ve ekibin diğer kısmı arkadaşlarını kurtarmaya çalışıyorlar.

Burada da işlenen bir maddiyat hırsı var, insanlığın paraya düşkünlüğünü gözler önüne seriyor.


DELİ


Taksici aracına aldığı iki müşterisini istedikleri yere götürüyor, müşteri ormanlık alanda diğer müşteriyi öldürüyor ve suçu bu taksicinin üzerine bırakıyor. Bu sırada konum değiştiren ve yol kenarı bir tesiste bulunan taksici bir müşteriye denk geliyor müşterinin polise ihbar etme tehdidinden dolayı onu gitmek istediği yere götürüyor.

Taksici ne kadar cinayet işlemediğini ve suçsuz olduğunu söylese de katil tüm izini sildiğinden taksicinin aklından şüphe ediliyor ve kontrol için ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk ediliyor, deli olmayan taksici arkadaşımızı burada deliler delirtiyor.

Taksicinin aşkından felan bahsetmedim ama filmde kısa bir taksicinin aşk hikayesi var ve filmin sonunda verilen mesaj aşıkların dostu delilerdir oluyor.

EMANET


Babası vefat eden dansçımız yetenek sizsiniz yarışmasına katılmak için İstanbul a geliyor. Burada evlilik yarışmasında hayran olduğu kızla karşılaşma fırsatı yakalıyor. Çalıştığı otel personelinin de bu kıza talip olması üzerine arkadaşımız cesaretlenip kıza talip oluyor ve yayın binasına davet ediliyor. Bunun üzerine yayına çıkmak üzere beklerken talip olduğu kız ile menajeri arasında kavga çıkıyor, arkadaşımız konuya müdahil oluyor ve kız menajeri yaralıyor, arkadaşımız kızı alıp binayı terk ediyor, kızı Gebze’ye yolcu etmek üzere olan dansçımız burada kızı sevdiğini itiraf ediyor ve kızımız arkadaşımızı bıçaklayarak olay yerinden uzaklaşıyor.  

İnsanların samimiyetsiz ve maskeleri giyinip sergiledikleri gün yüzüne çıkaran bu senaryoda, bazın şeylerin filmler olduğu gibi, gözüktüğü gibi olmadığını gözler önüne seriyor. 

Netice olarak filmler birer zaman kaybımı kesinlikle hayır, o kadar film izledik ki beş para etmezdi bu filmler gişe yaptılar ve bu filmler gişe yapmadı diye diğerleri iyi bunlar kötü diyemem. Filmler bence isimlerinin hakkını veriyor.