Hayvanların önemli bir bölümü bize şu ana kadar düşünegeldiğimizden daha çok benziyorlar. Fiziksel ve ruhsal acılara, strese, şefkate, heyecana, hatta sevgiye hayvanlarda da rastlanıyor.

 

Köpek, kedi ya da ayı yavrularının maskaralıklarını birazcık olsun gözlemleyen birisi, bu yavrularla bizim çocuklarımızın oyun oynama biçimleri arasındaki benzerliklere fark edecektir. Sıçanların beyin kimyaları üzerine yapılan son araştırmalar, oyun oynamakta olan hayvanların beyinlerinin büyük miktarlarda dopamin salgıladığını gösteriyor. Dopamin, insanlarda haz ve heyecanla bağlantılı olduğu bilinen nöro-kimyasal bir maddedir.

 

Hayvanların duyguları, bilişsel yetenekleri ve davranışları üzerine yürütülmekte olan araştırmalar insanlığın bu macerasında yeni bir aşamaya geçmesini ve empatimizi bizimle yaşayan daha geniş bir canlı topluluğunu da içine alacak şekilde genişletmemizi ve derinleştirmemizi sağlayacak.



Hayvanların İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi

 

Hayvanlar, insanlığın başlangıcından bu yana, insan hayatının maddi ve manevi alanlarında önemli bir yer almaktadır. Öyle ki, çeşitli toplumlarda zaman zaman insanlara kendi dillerine göre hayvan isimleri bile verilmektedir. Örneğin, günümüzde çocuklara rahatlıkla aslan, doğan, kumru ve şahin gibi hayvan isimleri verilmektedir. Bu tür örnekler, başka çeşitli toplumların dil ve kültürlerinde de görülmektedir.

 

Hayvanların Ahlaki Gözetilebilirliği

 

Bir varlığın ahlaki gözetile bilirliği hak ettiğini söylemek, bu varlığın söz konusu talepleri anlayabilecek olanlardan ahlaki bir talepte bulunabilmesi anlamına gelir. Ahlaken gözetilebilecek bir varlık, mağdur edilebilecek bir varlıktır. Sadece insanların ahlaki talepleri anlayabileceğinden hareket edilerek, sıklıkla, sadece onların ahlaki muameleyi hak ettikleri düşünülür. Yine de, neden sadece insanların mağdur edilebilecek varlık türü olduğunu düşündüğümüzde, ahlaki talepleri anlayabilecek varlık sınıflarıyla, ahlaki olarak kötü muameleye tabi olmaktan mustarip varlık sınıflarının tam olarak birbiriyle örtüşmediğini görürüz.


Hayvanların Ahlaki Taleplerinin Ahlaki Önemi

 

İnsan-dışı hayvanların bizden ahlaki taleplerinin olması, bu taleplerin nasıl değerlendirileceğini ve çatışan taleplerin nasıl karara bağlanacağını kendiliğinden göstermez. Ahlaki gözetilme, ahlaki bir radar ekranında beliren bir sinyale benzer, ancak sinyalin şiddeti ya da ekrandaki yerinin neresi olduğu ayrı sorulardır. Elbette, insan-dışı hayvanların ahlaki gözetile bilirliğine nasıl yaklaşıldığı, bir hayvanın taleplerinin şiddetini anlamak için bize ışık tutar.

 

Bir hayvanın ahlaki talebinin ahlaki bir hakka denk olduğu görüşüne göre, hayvana kendiliğinden değerli bir varlık olarak muamele etmekte başarısız olan her eylem hayvanın hakkını ihlal eder ve bu yüzden ahlaken karşı çıkılmalıdır. Hayvan haklarının durduğu pozisyona göre bir hayvana onun, insan için bir araç olduğunu düşünerek yaklaşmak –ki birçok insan onları yiyerek ya da üzerlerinde deney yaparak bu şekilde davranmaktadır- hayvanın hakkının ihlalidir. Tom Regan bu konuda şöyle yazmıştır:

 

(...) Hayvanlara rutin ve sistematik bir biçimde, kendilerine ve haklarına saygısızca ve onların değeri sanki bizler için olan faydalarına indirgenebilirmiş gibi muamele edilmektedir. (Regan 1985: 24).

 

Hayvanları Koruma

 

İslâm dinine göre insanın, yalnız insan ve devletle olan ilişkilerini değil, aynı zamanda tabiat ve çevre ile olan ilişkilerini de düzeltmesi gerekmektedir. Bu nedenle insan, tabiattan, çevrenin korunmasından, özellikle hayvan ve bitkilerden sorumlu tutulmuştur. Allah, hangi alanda olursa olsun, yeryüzünde çıkarılan hiçbir bozgunculuğu sevmez. Bu tür bozgunculuklarla kâinat düzenini ve tabiat dengesini bozmaya çalışanları tenkit etmektedir:

 

“İnsanlar içinde, dünya hayatına dair sözü hoşuna giden kimse vardır; o, insanların en yalancısı olduğu halde, (seni etkileyebilmek için) kalbinde olan (yalana)a Allah’ı tanık tutar. (Senden) ayrıldı mı, ülkede bozgunculuk çıkarmaya ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. Ona, “Allah’ın bilincinde ol!” denilince, gururu onu günaha sürükler. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o!” (el-Bakara 2/204-206)

 

Bu ayette, tabiatın tüm dengelerinin korunmasının gereğine işaret edilmektedir. Haliyle hayvan ve bitkilerin koruması olayı, bu tabiat dengesinde önemli bir yere sahip bulunmaktadır. Yine Kur’ân’a göre, Allah’ın koyduğu kâinât düzenini bozmaya çalışan, bu yolda hayvanlara eziyette bulunan, tabiatın güzelliğini altüst eden kişiler, Allah’a ortak koşanlarla beraber zikredilmekte ve bunların, şeytanın oyununa gelen sapıtmış kişiler olduğu anlatılmaktadır:

 

“Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Ama bunun dışında kalanı, dilediğine bağışlar. O hâlde kim Allah’a ortak koşacak olursa, (şunu çok iyi bilsin ki) o, doğru yoldan alabildiğince uzaklaşmış, sapıklığa batmıştır. İşte onlar, (Allah’a ortak koşanlar), O’nun dışında, ancak cansız birtakım putları çağırmakta ve (aslında böylece de) sadece Allah’ın lanetlemiş olduğu isyankâr şeytanı çağırmış olmaktadırlar. O (şeytan Allah’a şöyle) demişti: “Ant olsun ki ben, kullarından belli bir pay alacağım. Onları saptıracağım, umutlandıracağım. Onlara, hayvanların kulaklarını yarmalarını, Allah’ın yaratma (düzenini) değiştirmelerini fısıldayacağım.” O halde kim, Allah dışında şeytanı dost edinecek olursa, (şunu çok iyi bilsin ki) o, apaçık bir ziyandadır. Şeytan onlara vaatte bulunur ve onları umutlandırır. Ama şeytanın onlara vaat ettikleri, aldatmacadan başka bir şey değildir. Çünkü onlar, varacakları yer cehennem olacak olanlardır ve oradan da (asla) kaçıp kurtulma imkânı bulamayacaklardır.” (en-Nisâ 4/116-121)

 

Bu ayetlerde, şeytanın bazı insanları aldatıp yoldan çıkaracağı haber verilmektedir. Yoldan çıkıp sapıtan bu insanlar, çeşitli kötülükleri yapmakla beraber, hayvanların kulaklarını yaracaklar ve Allah’ın yaratma düzenini değiştirmeye çalışacaklar. Hayvanların kulaklarını yarmak, onlara eziyet olup onları çirkinleştirmektir. Allah, bunu yasaklamaktadır. Tevhit inancını bozmak, Allah’ın yaratma düzenini manevi yönden değiştirmek olduğu gibi, canlıların tabiî ve fizikî yapılarını bozmak da, Allah’ın yaratma düzenini değiştirmek demektir. Bu kavram, geniş kapsamlı olup çok yönlü yorumlanabilmektedir. Bu, canlıları iğdiş etmek olarak yorumlanabilir. İster insan olsun ister hayvan olsun, canlıyı iğdiş etmek caiz değildir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) de, insanları ve hayvanları iğdiş etmekten menetmiştir. (İbn Hanbel, II, 24) Onları iğdiş etmek, nesillerinin kesilmesi demektir ve böyle bir uygulama, Allah’ın yaratmasına aykırı bulunmaktadır.





Hayvanların Düşünceleri ve Duyguları Var mı?

 

Hayvan bilişini araştıran birçok araştırmacı, hayvanların “düşündüğünü” kabul eder- yani, çevrelerini algılar ve tepki verir, birbirleriyle etkileşime girer ve stres veya korku gibi farklı duygular yaşarlar. Bununla birlikte, insanların aynı şekilde “bilinçli” olup olmadıkları, hem etoloji (hayvan davranışı çalışması) hem de psikoloji alanlarında geniş ölçüde tartışılmıştır.

 

Hayvanlar duygularını paylaşmak için birbirleriyle iletişim kurabilir, ancak bu dil olarak nitelendirilmez. Dil, sabit olmayan semboller (konuşma) kullanarak yapılan bilgi alışverişidir. Hayvanlar, diğer hayvanları (yırtıcı hayvanlarla karşılaştığında kartalın çığlığı gibi) uyarmak veya manipüle etmek için doğuştan gelen bir iç güdü ile davranışlar sergiler. Bu sesleri, insanlar gibi keyfi ve içerik açısından zengin diyaloglar oluşturmak için değiştirmez, değiştiremezler.

 

Hangi hayvanlar düşünebilir?

 

Charles Darwin, evrim teorisiyle hayvanların zihinsel ve duygusal kapasitelerini kabul eden ilk bilim adamlarından biriydi. O zamandan beri, düşünebilen birçok hayvan keşfi oldu: Şempanzeler bazı araçları yapabilir ve birbirlerine yardım edebilir, papağanlar konuşabilir, yeni doğan tavuk hesaplama yapabilir, yunuslar kendilerini aynada tanıyabilir.

 

Hangi hayvanlar kendilerinin farkındalar?

 

Şempanzeler ve keçiler gibi bazı hayvan türleri kendini bilir. Bir Zihin Teorisini açıkça gösterdi ki başkalarının farklı bakış açılarına, inançlara ve arzulara sahip olduklarını anlıyorlar ve zihinsel durumları kendilerine olduğu kadar başkalarına da bağlanabilirler.

 

En zeki hayvan nedir?

 

En zeki hayvan; insan olmayan türler arasında şempanzeler, büyük maymunlar, filler ve yunuslar bulunur.

 

Hayvanlar aşkı yaşayabilir mi?

 

Bilim adamları hayvanların sevip sevmediklerini kesin olarak kanıtlamasalar da keder hissettiklerinin kanıtı durumlar oluşturabileceklerini göstermektedir. Memeliler, insanlar gibi duyguları hissetmek için gereken beyin alanlarına sahiptir ve kuş beyinleri, düşünme ve hissetme için benzer yapılar içerir. Hayvanlar, hayatta kalmak için gerekli olmadığında (olası bir sevgi göstergesi) belirli kişilerle zaman geçirmek için kendi yollarından çıkabilirler.

 

Hayvanlar gülüyor mu?

 

Birçok hayvan, oynarken ya da sosyal bağlanma amacıyla kahkaha gibi sesler çıkarır. Örneğin evcilleştirilmiş tilkiler, insanları gözlemleyerek öğrendikleri bir numara iş gülmektir. Buna ek olarak, bazı köpek ırklarının bir mizah anlayışı var gibi görünüyor ve insanları eğlendirmek için eğlenceli davranışlar sergileyebiliyorlar.

 

Hayvanlar ağlıyor mu?

 

Pratikte tüm canlılar, çapakları ve diğer tahriş edici maddeleri gözlerinden temizlemek için gözyaşı dökerler ancak, insan olmayan, hayvanların üzüntü veya keder gibi duyguları ifade etmek için ağlayıp ağlamadığı konusunda bazı tartışmalar vardır. Bazı uzmanlar ağlayan vahşi hayvanların kendilerini savunmasız hale getirdiğini iddia eder, bu yüzden duygularını maskeleme olasılıkları daha yüksektir.  

 

Hayvanlar ne zaman öleceklerini biliyorlar mı?

 

Hayvanlar, eylemleriyle sevdiklerinin kaybından etkilendiklerini gösterirler, ancak ölümü anladıkları veya öleceklerini bilmedikleri belirsizdir. Anekdot olarak, ölme zamanı geldiğinde kendilerini saklayan hayvanların yanı sıra büyük bir kayıptan kısa süre sonra kendilerini öldüren (hayvan intiharıyla ilgili soruları gündeme getiren) bireysel hayvan örnekleri vardır.

 

Hayvanlar kederleniyor mu?

 

Balinalar, yunuslar, atlar, kediler, köpekler, tavşanlar, kuşlar, filler, maymunlar ve şempanzeler dahil olmak üzere çok çeşitli hayvan türleri, bir eşin veya ailesinin veya sosyal grubunun başka bir üyesinin ölümünden sonra yas tutan davranışlar sergiler. Hareketsiz oturabilir, geri çekilebilir veya inzivaya çekilebilir, yiyecek veya cinsiyete olan ilgisini kaybedebilir.

 



 

Sonsöz

 

Görüldüğü üzere hayvanların sergilediği davranışlar üzerine farklı görüşler mevcuttur. Burada önemli olan hayvanlara vicdani duygularla yaklaşabilmek ve onların hak ve hürriyetlerini işgal etmemektir. Hayvanlar farklı amaçlarla insanlara hizmet etmektedir, yük taşımsa, eğlence ve besin gibi birçok alanda insanlara hizmetleri mevcuttur. Bu hayvanların bu hizmetleri gerçekleştiriyor olması ve bizim dilimizden konuşamıyor olmaları, onların köle gibi muamele görmeleri gerektiğini göstermez, bu mantıkla kendisine hizmet etmedi diye bir hayvan cezalandırılamaz. (Nitekim bu hususta iki filin Amerikan mahkemeleri tarafından idama mahkûm edildiğini biliyoruz.)

 

Hayvanların sergilediği davranışlar ve psikolojileri ve yaşantıları ile ilgili daha birçok paylaşım için web sitemizi takip edebilirsiniz.

Kaynaklar ve İleri Okuma

  1. İnsanlar ve Diğer Hayvanlar: Diğer Hayvanların da Duyguları Var- Dolayısıyla Hakları da Olmalı. Birikim Dergisi. Arşiv Bağlantısı
  2. Kuran Açısından Hayvanlar ve Bitkiler. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Arşiv Bağlantısı
  3. Hayvanların Ahlaki Durumu Nedir? Hayvanlar Birey Olarak Değerlendirilebilir mi? Evrim Ağacı. Arşiv Bağlantısı
  4. Animal Behavior. Psychology Today. Arşiv Bağlantısı
  5. Fotoğraflar: Pexels