Yazı günübirlik tatil sırasında gerçekleşen bir durum sonucunda judoya başlangıç hikayemi içermektedir.

Dizgi: Yazara Dair
Konu: Kadınlar İsterlerse Birçok Şeyi Başarırlar


Her şey okul müdürümüzün bizleri konferans salonuna toplayıp kamp gezisi açıklamasını yapmakla başladı. Ben kış aylarını çok sevdiğim ve o kış pek kar göremediğim için hemen ikna olup onay için parmağımı kaldırmıştım. Salonda bulunan kişilerde kamp işini büyük bir coşkuyla onayladılar. O zaman hazırlıklar başlasın ateş yakmaya gidiyoruz .🙂

Herkesin heyecanla beklediği gün geldi. Servislere binip, gideceğimiz yolun keyifli geçmesi için şarkılar mırıldandık. Diriliş Kampına varışımızda oranın uzun yokuşu bizi biraz tedirgin etse de sağ salim varışımızın sevinciyle karlara kapandık bile.




Geçirdiğimiz güzel vakitlerin ardından yemekhaneye gidip biraz çay eşliğinde muhabbete tutuştuk. Bu sırada bizi bu güzel eğlenceye davet eden Nagehan Malkoç ( kendisi tanınan bir boksördür.) hocamızla tanışma fırsatı yakaladık. Kendisi bizle yaptığı hoş sohbette, hayatta başarıya dair kendine kriter olarak belirlediği bir kaç önemli bilgiyi bizimle paylaştı.

İmam hatip eğitimi alan kızların genel olarak spor camiasında çekingen kalmasının altında, aldıkları eğitim, yaşam kültürleri ve yaşadıkları çevre baskıları gibi sebeplerin yattığını ancak insanın isterse yapabileceğinden bahsetti ve kendi yaşadığı bazı zorlukları anlatarak bizi spor yapmaya teşvik etti.


Samimi yaklaşımıyla Nagehan Malkoç, "Benimle konuşmak isteyen arkadaşlarımı yanıma beklerim." diyerek herkesin yüzünde güzel bir tebessüm oluşturdu. Benim spora olan ilgimde bu konuşmanın ardından artmıştı. Yanına gidip gitmemekte tereddütte kalan ben, kendimi Nagehan Malkoç Hocanın yanında buluverdim.  Yaptığımız hoş sohbette judoyu sevdiğimi fakat kendimi oraya ait hissetmediğime dair düşüncelerimi paylaştım.

Güler yüzüyle sorularıma cevap veren Nagehan Hoca bana spor eğitmeni arkadaşının numarasını verip hemen arkadaşımla irtibata geçiyorsun dedi. Şaşkın ve bir o kadar heyecan doluydum.  Arayıp aramamak arası bir yerde geleceğim hakkında düşünceler içinde geziniyordum. Düşüncelerim beni kendimi farklı Judo tekniklerini uygularken görmeye başladığım noktaya getirdi. O halde aramalıydım. Nagehan Hocanın verdiği numarayı tuşlayıp görüşmeyi başlattım. Görüşmeden sonra beni salona davet eden Arzu Hocayla buluşmak için gün saymaya başlamıştım.

Kampta geçirdiğimiz güzel vakitlerin ardından kamptan ayrılan bizler, tekrar yolculuğumuz için şarkılar mırıldanmaya başlamıştık, tabi benim aklım yapılacak olan görüşmedeydi.

Heyecanla beklediğim görüşme günü geldi hazırlanıp salonun yolunu tuttum ve Arzu Hocayla yaptığımız görüşmeden sonra judoya başlama kararını aldım. Artık okuldan arta kalan zamanlarımda, haftada 3 gün okul çıkışlarında, salon günlerinin planını yaptık.  Durumu aileme bildirdiğimde "Yine mi bir etkinlik?! Peşinde koşturmaktan yorulduk, artık." gibi yarım ağız tepkiler verseler de Judo için ekipman ve kıyafet gibi ihtiyaçlarımın olup olmadığını sormayı ihmal etmediler.

Spora başladığım ilk günden beri bana sürekli "Sen emin misin daha önce judo yapmadığına?" vs. gibi sorular soruluyordu.(Gönülden bağlıydık biz diyemedim de🙂 ) Zira salonda düzenlenen maçta, taktığım beyaz kemerle, mavi kuşak sahibi olan bir arkadaşıma karşı galip gelmiş ve tabi bunun ardından gelen bir çok başarı elde etmiştim.

Ben gittiğim kampta Nagehan Hocayla karşılaşıp önüme böyle bir fırsat sunulacağını tahmin bile etmezdim. Ama zaten en çok istediklerimiz bizim önümüze hiç beklenmedik anda sunulmaz mı?

Sizlerle paylaşmak istediğim doğrusu şu; Ben çocukluğumdan beri bir çok spor branşıyla uğraştım fakat orta okul eğitimimden sonra kapandım ve bu tip etkinliklerin tesettürüme etki edeceğini düşünerek kendimi geri çektim ve ne kadar büyük bir hata yaptığımı yaşadıkça anladım. Gönülden istediğiniz ve sürekli hayalini kurduğunuz ne varsa mutlaka gerçek olmak için sizinledir. Sadece cesaretinizi toplayıp birkaç adım atmanız gerekiyor.

Umarım aramızda bu yazıyı okuduktan sonra çok istendiği halde istedikleri şeyleri ertelenmek durumunda kalanlar arasında etkinliklerini faaliyete geçirmeye başlayanlar olur.  Tabi burada bir hususa değinmem gerekecek, benim ailem hiçbir zaman sınırlayıcı ve baskılayıcı olmadığı gibi her hangi bir çevre baskısı ile karşı karşıya kalmadım. Ülkenin bir gerçeği olan kadınların baskılanması durumunda kadınların bu tip etkinliklerde geri planda kaldığını biliyor ve farkındayım ancak genelde sınırları kendi beynimizde kurgular ve çizeriz. Aslında kendi çizdiğimiz sınırları aşarsak diğer tüm sınırların kendiliğinden çözüldüğünü ve ortadan kalktığını görürüz.

Hayat ertelenmek için çok kısa, çabalamak ve başarmak içinse çok güzel ve değerli.

"Yaşamaya Özen Gösterin"