Bir öğretmenin konuşmasının bir bölümünü konu almakta olan öldürülen çocuklar hakkında kurgu bir hikayedir.

Dizgi: Kelime Oyunu
Kelimeler: Ihlamur, Yağmur, Sayfa, Çocuk, Yolcu
Konu: Yaşadığımız Günün Kıymetini Bilmek
Konu içerikli yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir güneş batıyor. Herhangi bir günde batan, her hangi birinin güneşi gibi...  Benimse gördüğüm son güneş batıyor. Yarın tekrar güneş doğar mı? Doğan güneşi görür müyüm? Bilemiyorum. Yanlış saymadıysam bugün on-sekiz gün oldu. Babama soruyorum. - Nereye gidiyoruz? - Kurtuluşa, diyor. Kurtuluş neresi bilmiyorum. Keşke annem yanımda olsaydı. Annem beni ıhlamur kokulum diye sever koklardı. Şimdi onun için melek oldu diyorlar. Keşke gitmeseydin anne, melek olmak, beni bırakmaktan daha mı önemliydi. Bugün yine evimizi özledim anne, bahçedeki ıhlamur ağacının altında oyun oynardık ya hani, biliyor musun? O ev yıkıldı, gördüm anne, gördüm. Evimizin üstüne yağmur gibi gökten yüksek sesli toplar yağdı. Babamla çocuk parkının olduğu tepeden gördük. O günden beri yürüyoruz, kaç kişiyiz bilmiyorum. Benim gibi bir kaç çocuk daha var. Aralarından Meryem'le iyi anlaşıyoruz. Geçen o benim saçlarımı taradı, bende onun saçlarını taradım.

Evet çocuklar, savaş demek yüzlerce batan güneş demek. Belki yolculuğun sonunda kurtuluş vardı ama gerçekleşmedi. O çocuklar aileleri ile on-sekiz günlük yürüyüşün ardından sınıra varamadan, Ayşe bir sayfa daha günlüğüne yazamadan, yazdığını tamamlayamadan, hayatları elinden alınmıştı. Ayşe "görebilecek miyim?" dediği güneşin yeniden doğuşunu görememişti. İşte bu yüzden çocuklar yağmur yağarken sığındığımız evimizin, sağlarken ailemizin, sahip olduğumuz dostlukların, sevginin, barış içinde yaşadığımız bu güzel ülkenin kıymetini bilmeliyiz.  

Trung Nguyen adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı