Fabrika sahibinin işleri oğluna devrettikten sonra yaşadığı hoş olmayan bir olayı içeren hikaye saygınlık konusunu işlemektedir.

Dizgi: Kelime Oyunu [12]
Kelimeler: Saygın, Sakin, Güvence, Çaresiz, Sade
Konu: Saygınlık Konum ve Mevkii İle Kazanılmaz
Kelime Sahibi: Uçun Kuşlar -
Konu içerikli yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

- Bu adam buraya nasıl girebiliyor...

Zaman, sabahı geride bırakmış, gün sakinliğini yitirmiş ama vakit öğleye varmamış. Genel olarak bayanların çalıştığı plastik yemek kabı üretimi yapan fabrikanın üretim sahasında yaşlı bir adam yer yer üretimdeki personel ile sohbet etmekte ve avare şekilde etrafa bakarak dolanmaktadır. Bu durum fabrika üretim müdürünün gözünden kaçmaz, üzerinde lacivert forma, altında açık mavi kot pantolon ile sarı beyaz spor ayakkabılarını çırtlatarak, odasından çıkar ve üretim sahasına gelir. Etrafına bakınır ve usta başı Rıza'ya seslenir. Rıza için sesin sahibi uzun boylu, ışık altında pas parlayan kafalı, insanlar arasında saygın kabul edilen, bu adamı seçmek zor olmayacaktır.

...Nerede bu güvenlik, çıkartın bu adamı derhal, buradan.
- Ama! Ama, Efendim. Bu adam...
- Ne zırvalıyorsun be adam dediğimi yap.
- Pekala, efendim.

Söylenenler sanki onun için söylenmemiş gibiydi, hiç görüntüsünü bozmadı, boynunu eğdi ve dışarıya doğru yöneldi. Yıllarını verdiği bir mekanda kendisine sergilenen bu tavrı görmemiş gibi her şeyi arkasında bırakarak dışarı doğru yürümeye başladı. Seyrettiğim manzara karşısında şaşkındım. Kahverengi saçlı, hafif göbekli, al yanaklı, sade giyimli bu kibar bey efendiye böyle bir tavır sergilenmemeliydi. Ne olursa olsun yaşına hürmeten böyle yapılamazdı. Bunun düşüncesi bile tüylerimi diken diken etmişti. Onun bu tavrı çaresizliğinden veya herhangi bir mahcubiyetten değildi. Ama sessizdi. Bir dağ gibi, sustu ve hiç duruşunu bozmadı. Sakin, duruş abidesi, güzel insan. Güvenliğe doğru ilerliyordu.

- Piyasada saygın itibarı olan bir şirket burası bir daha böyle bir şey olmasın. Fabrikanın içine rastgele insanların girdiğini görürsem, hepinizi işten atarım.
- Aslında bir güvenlik zafiyeti yoktu, güvenliğin bilgisi dahilindeydi, bir personelimizin...
- Ne anlatıyorsun be adam, zırvalamayı kes, dediğimi yap.
- Pekala, efendim.

Sanki köpek kış kışlıyor, it oğlu it, eliyle hareket yapıyor. Neyse yaptığın yanına kar kalmaz ya. Diye geçirerek oradan ayrıldım. Okan bey gider gitmez güvenliğe gittim.

- Merhaba, kolay gelsin, Hayrettin Bey neredeler.

Eliyle kapıyı gösterdi. Kapıyı araladım, oturmuş düşünceli bir şekilde fabrikayı seyrediyordu.

- Gel, Rıza'cım, buyur.
- Hayrettin bey, siz elinizle dur yapınca ben sustum efendim, eğer siz öyle yapmasaydınız ben kim olduğunuzu söylerdim. Okan bey sizi tanımadığından efendim, eğer tanısaydı öyle yapmazdı. Ama siz neden sustunuz efendim. Neden kendinizi tanıtmadınız.
- Sakin ol evladım, soluklan hele bir dur, beni ha tanımış ha tanımamış ne fark eder. Biz insanı sade bir varlık olarak yaratandan ötürü sevmedik mi? Evladım, saygın bir kişi olmak insanların sadece senin emrine itaat ediyor olması demek değildir. Bulunduğun konum itibari ile elbet sana itaat edenler olabilir ancak bu sadece mecburiyet dahilinde de olabilir. Biz insanlara iş güvencesi veririz. Deriz ki bu işi sen biliyorsan sen yap, al senin ellerinde, onlar o güvence ile itibar kazanırlar. Bir süre sonra içlerinde çaresiz kalmış çırpınmakta olan o vahşi yaratık mevcut konumun vermiş olduğu güç ile esaretten kurtulur. Biz ancak o çaresiz kalmış yaratığı görür ve ona üzülürüz evladım.
- Peki şimdi ne yapacaksınız Hayrettin bey.
- Benim yerimde sen olsaydın bugün ne yapardın.
- Efendim, sizin elinizdeki güç bende olsa ben sizin gibi yapmazdım.
- Yani sen benim yerimde olsan derken evladım, bugün ki durum benim değil de senin başıma gelseydi, diyorum.
- Efendim, ben çaresizliğimden susardım. Ama sonra gider şirketin şikayet formlarını doldurur, durumu Murat Beye bildirirdim.
- Aynen öyle evladım, bende öyle yapacağım. İş artık Murat Beyin ellerinde, ne dedim biz iş güvencesi veririz, şimdi bir olayla işi Murat Beyin elinden alacak değiliz, bende şikayet formunu dolduracağım, bakalım ne olur. Sen şimdi git bir form al getir şu işi beraber halledelim.

Bir koşu gittim formları aldım geldim. Geldiğimde Hayrettin Bey çay dolduruyordu.

- Buyur evladım otur, çayına şeker ister misin?

Hikaye saygınlık nasıl kazanılır sorusuna dair bir merak uyandırsa da hikayenin amacı bu soruya cevap bulmak değildir. Pekala hikayemiz saygınlığa da bir tanım getirmemektedir. Burada vurgulanmak istenen husus gücün getirmiş olduğu yetkinlik ve itibar, saygınlık ile karıştırılmamalıdır. Geri kalan tüm sorulara kişi öz benliği içerisinde cevap bulacaktır.

Anthony Shkraba adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı