Yazımız çocuklara kitap okuma alışkanlığının kazandırılması ve doğru kitap seçiminin önemi üzerinedir.

Dizgi: Ağaç Ev Sohbetleri
Konu: Çocuklara ve Gençlere Kitap Okuma Alışkanlığının Kazandırılması
Konu Sahibi: Uçun Kuşlar
Konu içerikli yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Okuma yazma öğrendikten sonra ilk okuduğum kitap Keloğlan Masalları idi. 12 kitaplık bu seri hala durmakta ve yeğenlerin okuma öğrenmesini beklemekte, ayrıca okuma bilen küçük misafirlerimize servis edilmektedir. Küçükken masal dinledim desem yalan olur, belki okuyanda olmuştur ama hatırlamıyorum. Babam küçükken tüm kardeşlerimi ve beni başına toplar bize kitap okurdu. Bunlar daha çok davranış ve bireysel ahlak üzerine bilgilendirici kitaplardı.

Doğum günümde kitap hediyesi almadım. Kitap hediyesi ister miydim? Bilemiyorum. Okuyacağım konuyu kararlaştırıp araştırma yapıp onun üzerine kitap temin eden bir yapım var. Bu yapı rastgele elime geçen bir kaç kitabı okuduktan sonra yerleşti. Şöyle ki hayatımdan Gulyabani diye bir kitap geçti. Hiç sevmedim ve ilgi alanıma da girmemişti. İlkokul çağlarımda okul kütüphanesinden alıp okuduğum birkaç kitapta bu yapıyı destekliyordu. Kitabın adını bilmiyorum ama bence ilkokul sıralarında bir çocuğun okuması için uygun bir kitap değildi. Hele benim gibi kitabın kurgusu ile birlikte sürüklenen, olayları kendi dünyasında oluyormuş gibi gözünün önünde canlandıran, biri olarak etkisini bir süre üzerinden atamayacaklar için sıkıntı oluşturabilir. Kitap bir Fransız yazarın elinden kaleme alınmıştı. Güzel bir kitaptı ancak çarpık aile ilişkisini ve bunu gözlemleyen bir kız çocuğunu konu alıyordu. Kız çocuğu da büyüdükçe annesinin davranışlarını sergilemeye başlamıştı. Çarpık aile ilişkisi derken konuyu açalım, aile içi şiddet, aldatma gibi unsurlar vardı. Bunlar detayları ile anlatılıyordu ve bugün dahi gözlerimin önünde canlandırmakta zorlanmıyorum. Bu sebeple;

Küçük çocukların erken yaşta kitap okuma alışkanlığı kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Evet! Ama! Nasıl! Bugün görsel yayınları nasıl ki gözetim altında tutuyorsak, yazılı yayınlarında içeriğini bilerek, yani ahlak, psikoloji gibi gelişim unsurları göz önünde bulundurarak, çocuğun okuyabileceği kitapları onlara servis etmek gerektiğini düşünüyorum.

Kitap hediye alacağım zaman; bu unsurları göz önünde bulundurarak, içeriğinden emin olduğum, kendi sevdiğim değil ama kitabı hediye edeceğim kişinin ilgi alanını tanıyarak bu eylemi gerçekleştirdim.

Lise yıllarımda kitap kulübümüz vardı. Günlük kimin kaç sayfa kitap okuduğu yazılırdı. Bu durum lise bitene kadar üç yıl sürdü. Kitap okumayı seven biriydim. Hatta bu işi ailem biraz abarttığımı söylerdi. Geceleri gecenin bir bölümünde uyanır kitap okurdum. Kitap okuyan, kitap okumayabilmek için farklı uygulamalar yapan filozof hikayelerinin etkisiyle sanırım. Günlük uyku süresini en aza indirmeye çalışarak kitap okumaya çalışıyordum. Kütüphane genel olarak ödevlerim için başvurduğum bir kaynaktı. Harici kendi kişisel kütüphanesini oluşturmaya çalışan biri olarak istediğim kitabı satın alma yoluna gittim.  Lise stajım süresinde ve sonrasında dolmuş seyahatim sık oldu bu sebeple cep boy kitaplar temin etmeye başlamıştım. Yanımda daima bir kitapla gezen bir insanım. Her boş fırsatı okuyarak, bir şeyler öğrenerek geçirmeyi seviyorum. Tabi burada fırsat kelimesinin altını çizmek lazım.

Lise sıralarında okuduğum kadar kitap okuyamasam da web sayfaları dışında, günlük sayfalarını çevirerek elli - yüz sayfa kitap okuma alışkanlığımı bozmamaya gayret ediyorum. 

Genel olarak kitaplar hakkında söylemek istediğim birkaç husus daha var.

Özetle şahsıma münhasır düşüncelerim;

Kitap alışkanlığı güzel bir durum ancak çocuklar için içeriğinden emin olunan kitapların onlara servis edilmesi gerekiyor.
Her kitap insan için fayda getirmeye biliyor; kitabın içeriği araştırılmalı ve araştırma doğrultusunda okunmalı.
Bir kitaptan alınabilecek en iyi fayda için belli konular etrafında şekillenen kitapları okumak bireysel faydayı artırıyor.
Genel hayattaki ilgi ve eğitimle doğru orantılı kitaplar kişisel faydayı artırıyor.

Dip not: Bu defterde (blog) yazılmış olan tüm yazılar kendi kişisel not defterime aldığım notlar biçimindedir. Yani bir öğretici olmak iddiasında değildir. Bugüne kadar yazmış olduğum yazılarda böyle bir algı oluşmuş olabileceğini düşündüm. Bu yüzden özellikle belirtmek isterim ki genelde bilimsel temellere dayandırarak, yapmış olduğum ve not almış olduğum yazıların derlenmesi ile oluşan içeriklerdir. Ben bir öğretici değilim ve böyle bir iddiam yok. Kişi fark etmeksizin her insanın bir başka insana katabileceği bir şey olabileceğine inanıyorum. Bu sebeple tuttuğum notları (notlar için evernote kullanıyorum) paylaşıyorum, o kadar. Okuduğunuz için teşekkürler. Takipte kalın, sağlıcakla kalın.

Eneida Nieves adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı