“Artık konuşmalı ve içimdekileri ona söylemeliydim, heyecanla atıldım, direkt ona, ona bakarak ilerliyordum, oda beni seyrediyordu tüm güzelliğiyle, masanın üzerine oturmuş tertemiz haliyle duran beyaz kâğıt parçasını elime aldım ve nefes nefese karalamaya başladım.”

 

1994 Gebze, Kocaeli doğumluyum. İlk okul çağlarımdan bu yana hikâye, şiir okumaya ve yazmaya meraklı ve düşkün biriyim. Lupus ile lise yıllarımda tanıştım, bu zorlu süreç eğitim hayatıma etki ettiği gibi eğitim hayatımdan sonraki hayatıma da birçok etkisi oldu. Lupus ile yaşamayı öğrenmek ve onun kimliğimin bir parçası olduğunu kabullenmek durumundaydım ve hayatım lupusun kurallarına göre şekillendi. Bu durum hayattan vazgeçmek düşüncesi oluşturmadı bende, aksine hayatta gelişen olaylara karşı daha sabırlı ve dirençli bir kişilik geliştirmemi sağladı. Tabi daha duyarlı ve empati yeteneği gelişmiş bir insan olmamı da. Lupusu kabullenmek derken ona boyun eğmek değil kastım onu iyice tanıyıp ona karşı savunma geliştirmek ve onunla iyi geçinmek, o yüzden kendimi bir bakıma Lupus Savunucusu olarak görüyorum. Lupusa dair araştırmalar yapıp, deneyimleyecek, edindiğim bilgi ve deneyimleri tüm lupus hastaları için paylaşacağım.

 

"Bir başkadır anlatmak, bir başka okuyup anlamak. Anlaşılmak için bir şeyler paylaşmak."

 

Yazmak her zaman farklı bir duyguydu benim için birileri okusun veya beğensin değildi, içini dökmek, kağıtla sohbet etmek, onu bir sırdaş olarak görmekti ancak hep ona yalan konuşmuşumdur, yazarken birileri okuyacak korkusuyla mı bilmem hep hayali şeyler anlattım, hayali aşk hikayeleri ve şiirleri, hayali korku ve duygular gibi… ancak yazmak olgusu ile bugün geldiğim noktada yazdığım metinlerin hala hayali olmasının yanı sıra gerçeklerinde yer alması ve birilerinin hayatına dokunmak ve onlara bir şeyler katabilmek gibi bir amacı olması yer alıyor. Yazdığım her sözün insan üzerinde bir etki oluşturmasını amaçlayan dinamik yazar kimliğimin bir gün gerçek bir yazar kimliğine kavuşmasını umuyor ve bu yolda çalışmalarımı sürdürüyorum.

 

“Ne bir Safi ne bir Karakoç’um, kalemim kaydığınca aklım şaştığınca yazanım.”

 

Neden Cömert Bilge?

 

Adım Arif Kerim'in (Arif: Bilge, Bilgili kişi / Kerim: Cömert, İhsan sahibi) karşılığı olan bu ismi blogda kullanmayı tercih ettim.

 

Cömert Bilge mahlasını 2009 yılında lise okul dönemimin ilk yıllarında koymuştum, aslında mahlası beni temsil etsin nispeti ile koymadım, adımın anlamı olması ve hayatımda ulaşmak istediğim bir ideal olduğu için seçtim. Ulaşılması zor ve güzel bir hedef değil mi “bilge” biri olmak! Ve edindiği bilgi ve tecrübeyi karşılıksız paylaşan “cömert” bir birey olmak!

 

Cömert Bilge; şahsımı temsil eden değil benim hayal dünyamda şekillendirip takip ettiğim bir ideal, örnek aldığım önderime gönlünü vakfetmiş zatı muhteremler, yazarlar ve sanatçıların karışımından oluşan kimliğe sahip bir hayali karakter. Hatta çizim yeteneğim olsa idi karikatürize edecektim, gelecekte çizim yapma yetimi geliştirip karikatüre dönüştürmek gibi de bir hedefim var. Ancak o güne kadar sadece gönlümde yaşlandırdığım bu ihtiyarın nasihatleri doğrultusunda gelişen nesirleri okuyacaksınız.

 

Oku!
Aşkın ateşi, yakacağı iki göz.
Açık ve seçik, çözül dizlerim.
Titrer arş-ı ala, lal kalır diller.

 

Oku!
Dağ kadar boy varır mı göğe?
Kalpte çıban çıkmış bilirim.
Batar güneş kararır ufuklar.

 

Kork! İlm-ül yakin. Kork! Ayn-ül yakin Kork! Hakk-ul yakin.
Bil! İlm-ül yakin. Bil! Ayn-ül yakin. Bil! Hakk-ul yakin.


Yazılanlar Hakkında

 

“Edebiyat”, “Kültür”, “Sağlık”, “Psikoloji”, “Kişisel Gelişim” kategorileri altında yazmış olduğum “Köşe Yazısı”, “Mektup”, “Şiir”, “Hikâye”, “Deneme”, “Makale” gibi metin içerikleri ve bunun yanı sıra beğendiğim “Müzik”, “Resim”, “Fotoğraf” vb. gibi paylaşımlara yer verdiğim, karmaşık iç dünyamı hayatımı vakfettiğim idealler ışığında; Sadakanın en faziletlisi, bir müslümin bir ilmi alıp başka bir müslim kardeşine vermesidir. şiarı ile yazdığım ve okurla paylaştığım kristal parçaları.

 

Ya ilim vericisi ol, ya ilim alıcısı; yahut sade dinleyici veya sevgi gösterici ol; beşincisi olma ki, helâke gitmeyesin!” – Hadis 31, Nur Harmanı, Necip Fazıl

 

İnsanlık adına dair yazılar, yaşantı biçimleri, doğa ile özleşen paylaşımlar, farklı fotoğraf albümleri, videolar, genel kültürünüzü artıracak farklı bilgi ve içeriklerle donatılmış olan bu web sitesinde her bir paylaşımdan bir şeyler öğrenmenizi, öğrenirken eğlenmenizi, eğlenirken düşünmenizi temenni ederim.

 

“Dinimiz aşk dini, ahlâkımız aşk ahlâkı olduğu gibi, nizamımız da aşk nizamıdır;
İnsan, sevdiğiyle beraberdir.” – Hadis 23, Nur Harmanı, Necip Fazıl

 

Söyle aşksız bir kalbin, atmayan ölü bir kalpten ne farkı vardır?
Söyle çürümüş kalpten insana ne fayda vardır?

 

Arif Kerim ÇALIŞKAN