Eneida Nieves adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

Yarınlar İçin Hangi Kitap Okunur ve Okutulur?

Yazımız çocuklara kitap okuma alışkanlığının kazandırılması ve doğru kitap seçiminin önemi üzerinedir.

Okuma yazma öğrendikten sonra ilk okuduğum kitap Keloğlan Masalları idi. 12 kitaplık bu seri hala durmakta ve yeğenlerin okuma öğrenmesini beklemekte, ayrıca okuma bilen küçük misafirlerimize servis edilmektedir. Küçükken masal dinledim desem yalan olur, belki okuyanda olmuştur ama hatırlamıyorum. Babam küçükken tüm kardeşlerimi ve beni başına toplar bize kitap okurdu. Bunlar daha çok davranış ve bireysel ahlak üzerine bilgilendirici kitaplardı.

Doğum günümde kitap hediyesi almadım. Kitap hediyesi ister miydim? Bilemiyorum. Okuyacağım konuyu kararlaştırıp araştırma yapıp onun üzerine kitap temin eden bir yapım var. Bu yapı rastgele elime geçen bir kaç kitabı okuduktan sonra yerleşti. Şöyle ki hayatımdan Gulyabani diye bir kitap geçti. Hiç sevmedim ve ilgi alanıma da girmemişti. İlkokul çağlarımda okul kütüphanesinden alıp okuduğum birkaç kitapta bu yapıyı destekliyordu. Kitabın adını bilmiyorum ama bence ilkokul sıralarında bir çocuğun okuması için uygun bir kitap değildi. Hele benim gibi kitabın kurgusu ile birlikte sürüklenen, olayları kendi dünyasında oluyormuş gibi gözünün önünde canlandıran, biri olarak etkisini bir süre üzerinden atamayacaklar için sıkıntı oluşturabilir. Kitap bir Fransız yazarın elinden kaleme alınmıştı. Güzel bir kitaptı ancak çarpık aile ilişkisini ve bunu gözlemleyen bir kız çocuğunu konu alıyordu. Kız çocuğu da büyüdükçe annesinin davranışlarını sergilemeye başlamıştı. Çarpık aile ilişkisi derken konuyu açalım, aile içi şiddet, aldatma gibi unsurlar vardı. Bunlar detayları ile anlatılıyordu ve bugün dahi gözlerimin önünde canlandırmakta zorlanmıyorum. Bu sebeple;

Küçük çocukların erken yaşta kitap okuma alışkanlığı kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Evet! Ama! Nasıl! Bugün görsel yayınları nasıl ki gözetim altında tutuyorsak, yazılı yayınlarında içeriğini bilerek, yani ahlak, psikoloji gibi gelişim unsurları göz önünde bulundurarak, çocuğun okuyabileceği kitapları onlara servis etmek gerektiğini düşünüyorum.

Kitap hediye alacağım zaman; bu unsurları göz önünde bulundurarak, içeriğinden emin olduğum, kendi sevdiğim değil ama kitabı hediye edeceğim kişinin ilgi alanını tanıyarak bu eylemi gerçekleştirdim.

Lise yıllarımda kitap kulübümüz vardı. Günlük kimin kaç sayfa kitap okuduğu yazılırdı. Bu durum lise bitene kadar üç yıl sürdü. Kitap okumayı seven biriydim. Hatta bu işi ailem biraz abarttığımı söylerdi. Geceleri gecenin bir bölümünde uyanır kitap okurdum. Kitap okuyan, kitap okumayabilmek için farklı uygulamalar yapan filozof hikayelerinin etkisiyle sanırım. Günlük uyku süresini en aza indirmeye çalışarak kitap okumaya çalışıyordum. Kütüphane genel olarak ödevlerim için başvurduğum bir kaynaktı. Harici kendi kişisel kütüphanesini oluşturmaya çalışan biri olarak istediğim kitabı satın alma yoluna gittim.  Lise stajım süresinde ve sonrasında dolmuş seyahatim sık oldu bu sebeple cep boy kitaplar temin etmeye başlamıştım. Yanımda daima bir kitapla gezen bir insanım. Her boş fırsatı okuyarak, bir şeyler öğrenerek geçirmeyi seviyorum. Tabi burada fırsat kelimesinin altını çizmek lazım.

Lise sıralarında okuduğum kadar kitap okuyamasam da web sayfaları dışında, günlük sayfalarını çevirerek elli – yüz sayfa kitap okuma alışkanlığımı bozmamaya gayret ediyorum. 

Genel olarak kitaplar hakkında söylemek istediğim birkaç husus daha var.

Özetle şahsıma münhasır düşüncelerim;

Kitap alışkanlığı güzel bir durum ancak çocuklar için içeriğinden emin olunan kitapların onlara servis edilmesi gerekiyor.

Her kitap insan için fayda getirmeye biliyor; kitabın içeriği araştırılmalı ve araştırma doğrultusunda okunmalı.

Bir kitaptan alınabilecek en iyi fayda için belli konular etrafında şekillenen kitapları okumak bireysel faydayı artırıyor.

Genel hayattaki ilgi ve eğitimle doğru orantılı kitaplar kişisel faydayı artırıyor.

Dip not: Bu defterde (blog) yazılmış olan tüm yazılar kendi kişisel not defterime aldığım notlar biçimindedir. Yani bir öğretici olmak iddiasında değildir. Bugüne kadar yazmış olduğum yazılarda böyle bir algı oluşmuş olabileceğini düşündüm. Bu yüzden özellikle belirtmek isterim ki genelde bilimsel temellere dayandırarak, yapmış olduğum ve not almış olduğum yazıların derlenmesi ile oluşan içeriklerdir. Ben bir öğretici değilim ve böyle bir iddiam yok. Kişi fark etmeksizin her insanın bir başka insana katabileceği bir şey olabileceğine inanıyorum. Bu sebeple tuttuğum notları (notlar için evernote kullanıyorum) paylaşıyorum, o kadar. Okuduğunuz için teşekkürler. Takipte kalın, sağlıcakla kalın.

Dizgi: Ağaç Ev Sohbetleri
Konu: Çocuklara ve Gençlere Kitap Okuma Alışkanlığının Kazandırılması
Konu Sahibi: Uçun Kuşlar
Konu içerikli yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Abdul Arif Kerim ÇALIŞKAN

1994 yılı Kocaeli, Gebze’de doğdum ve büyüdüm. İlk okul çağlarımdan bu yana harflerle hemhal biriyim. Mekatronik temelli eğitim hayatımın perspektifinden ağaçların, çiçeklerin, hayvanların mekanizmalarını çözmek üzere tefekkür etmekteyim.

23 yorum

  • Gulyabani'yi ben de çocukken film olarak görmüştüm. Kitabını okumadım. Aynısı mıdır bilemiyorum. Komedi filmi gibi sunuluyordu. Türk filmlerinin çoğu komedi zaten. Ciddi bir film çekilemiyor herhalde.

    Artık film izlediğimi söyleyemem. Zaten türk filmlerinin eski olsun yeni olsun bizim inanç ve kültürümüze uygun olduğunu düşünmüyorum.

  • Çocuklara kitap seçiminde çok haklısınız.
    Zira şu dönem duyduğum birkaç kitap var ki, Allah'ım o nasıl içeriktir öyle. Bildiğin artı 18 derecesinde olanlar varmış. Birde adına çocuk kitabı demiş.
    O yüzden bu cidden önemli. Hatta biri keloğlan masalları kitabı idi. Yani sözde masal.

  • Satın alıp çöpe attığım kitapları görmen lazım hocam, bir kütüphane de onlardan çıkardı… Ama yapacak bir şey yok, deneye yanıla kendimiz için uygun kitapları buluyoruz.

  • Bloglarda ki amaç zaten bu değil mi:-) Sizin özel alanınız, sizin kişisel fikir ve düşüncelerinizi kaleme döktüğünüz yer. Siz yazarsınız, katılan veya katılmayanlar medeni bir şekilde kendi fikrini belirtir. Kitaplarla ilgili şahsınıza münhasır düşüncelerinizin tamamına katılıyorum. Ellerinize sağlık. (Bu arada blog temamı öneriniz doğrultusunda değiştirdim. Umarım biraz daha iyi görünüm elde edebilmişimdir)

  • Ben de yazdığınız için teşekkür etmek isterim. Yazdıklarınıza katılmamak mümkün mü?
    Son paragrafta yazdıklarınıza da aynen katılmak isterim. Yazarız, konuşuruz, anlatırız… Herkes payına düşeni alır. Bazen çocuklardan, gençlerden, hatta öğrenimi olmayan kişilerden öğreneceğimiz ne çok şey vardır.
    Çocukların hatta gençlerin okuduklarını onları kırmadan denetlemekte fayda var. Ders kitaplarının arasına sakıncalı yayınları koyup okumaya çalışabilirler. Ne yazık bazen okullarımızda bile iyi denetlenmemiş yayınlar bulunabiliyor.
    Yazın lütfen. Yazmak da okumak kadar insanı uzlaşmaya götüren bir yol, yöntem.
    Esenlikler diliyorum.

  • SZGNBSL

    Teşekkür ederim. Tema hususuna gelince blogunuzu kontrol ettim. Daha bilindik tarzda temalar kullanmak her zaman avantajlıdır. Bu noktada blog bilinen bir temaya sahip olmuş. Sadece ek önerim "SON YAYINLAR" kısmındaki post sayısını ayarlardan en az beş adet felan yaparsanız. İçeriklere ulaşım daha kolaylaşır.

  • MAKBULE ABALI

    Destekleyici yorumunuz için teşekkürler. Yeni nesil ile aramızdaki çağ farkı arttıkça yeni nesil tarafından aldatılmak ve denetlemek zorlaşabiliyor ancak mümkün olduğunca denetlemeleri yapmak lazım.

    Kişilerden bir şeyler öğrenmeye örnek olarak; mahalle bakkalları ile sohbet etmeyi severim. O mahallenin genel durumu hakkında en iyi bilgiyi onlar veriyor. Ekonomik, sosyolojik vs.

  • Düşündüklerinizi yazdığınız kısımdaki tüm maddelere katılıyorum. Ayrıca her gün kendinize kitap okuma alt limiti belirlemeniz de gerçekten güzel. Ben de kendime belirlediğim limitlere uymaya çalışıyorum. Her gün kitap okumaya ayırdığım vakitleri daha iyi değerlendirmemi sağlıyor böyle bir şey yapmak.

  • Kaleminize sağlık, harika bir yazı olmuş. Okullarda okutulan kitaplar konusunda size %100 hak veriyorum. Ortaokul ve lise zamanlarında okutulan klasikler ne yazık ki gençleri kitaplardan daha uzaklaştıyor. Dediğiniz gibi ya konular öğrencinin ilgi alanına girmiyor ya da seçilen kitaplar o yal grubuna göre oldukça ağır kalıyor.

    Şimdiki gençler daha şanslı. Genç yetişkin türünden fantastiğe kadar birçok kitap türüne kolayca ulaşıp o şekilde kitap okuma alışkanlığı kazanıyorlar. Benim zamanımda kitaplar ya okumak için oldukça yaşlı kaldığım çocuk kitaplarından (hani şu okumayı öğreten kitaplar veya konuların oldukça basit kaldığı) ya da klasiklerden oluşuyordu. Başka türde kitap bulamadığım için ilkokul 5'ten lise 2'nin ortalarına kadar kitap okumayı bırakmıştım. Historical türünü keşfedince eski aşkıma geri döndüm. Şu anda klasikleri daha kolay okuyorum, bilim kurgu türüne ise hayranım

  • BELLE'NIN KÜTÜPHANESI

    Evet çok haklısınız, bunu deneyimleyerek yaşamışsınız, bilim kurgu çok okumam ama Açlık Oyunları serisini lise yıllarımda okumuştum. Güzel bir seriydi. Değerli yorumunuz ve katkınız için teşekkürler.

  • Çocuklara kitap seçiminde dikkat edilmesi gerektiğine katılıyorum, bir seçenek ebeveynlerin önce okuması sonra çocuğuna vermesi şeklinde olabilir. Güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık:)

  • Gerçekten de bu konu çok önemli. Kitap seçimi öyle kolay gibi gözükse de kitaba olan yaklaşımı belirleyen ilk adım oluyor. Değinmek güzel olmuş. Bir sonraki yazımda bu önemli yazıyı kesinlikle değineceğim. 😄

Beni takip et

Sosyal ağlar...