cottonbro adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

Yanlış Yemek Yeme Zehirliyor. Doğru Yemek Nasıl Olmalı?

Yanlış beslenme kronik hastalıkların mimarıdır. 

Buraya kadar gıdalarda bulunan katkı maddelerine ve bunların insan üzerindeki etkilerine değindik, bu yazımızda bu üç yazıya bir özet getirecek ve bir bakış açısı daha kazanıp ardından yemek yeme usulünden bahsedeceğiz.

Bugün çoğu gıda marketlerden hazır olarak temin ediliyor. Marketten alınan bir ürünün içeriğinin araştırılıp, içerisinde ne gibi katkı maddelerinin bulunduğunu hakkında bilgi edilebilir. Marketten temin ettiğimiz ürünün paketinde ki etiketti okuduğumuz da görmemiz mümkündür ki en az 3-4 tane katkı maddesi listelenmiştir. Ancak firmalar üründe kullandıkları katkı maddelerinin hepsini bildiremezler. Öyle ki katkı maddelerinin raf ömrünü korumak için bile ek katkı maddeleri kullanılmaktadır. Bunu marketteki o ürünün üreticisi dahi hesap edemeyebilir. Bu sebeple paket üzerinde yazandan çok daha fazla ürün içerisinde katkı maddesi bulunduğu aşikardır.

İnsanın ve doğada bulunan bütün canlı formları yaratılış gereği vücut yapıları doğada doğal yetişen ürünleri, sebze ve meyveleri sindirmeye göre ayarlanmıştır. Onun dışında hiçbir şeyi sindiremez. Bu sebepledir insanın kendi eliyle geliştirdiği gıdalar insan formunda değişikliğe sebep olmaktadır. Yani gen yapısında bozulmalara sebep olmaktadır. 

Doğadaki canlıların, mikrobun, tek hücrelinin, hayvan ve insanın sindirim sistemleri, yani hazım sistemi tek bir çizgi üzerinedir ve aynı ürünleri, doğada mevcut bulunan meyve ve sebzeleri öğütmeye ayarlıdır. Bu sebeple katkı maddeleri icat olmuştur. Yani bu laboratuvarda geliştirilmiş yiyecekleri böcek, mikrop, kuş dokunmasın; kurt, güve yememesi ve uzun süre taze kalabilmesi içindir. Bugün artık bu katkı maddeleri topraktaki hasattan başlayıp ürünün rafa gelişine kadarki tüm aşalar da kullanılmaktadır. Böyle bir gıdayı doğadaki diğer canlılar red eder ve sindirmezken insanın bu gıdaları sindirmesi beklenemez. Bu sindirilmeyen gıdalar vücutta atıklar olarak depolanır veya başarılırsa sindirilmeden dışarı atılır ancak bu safha mutlak surette insanda bir hasar bırakır. Bu durumun sürekliliği sonucu bir süre sonra insanda hastalıklar zuhur etmeye başlar. Bu sebeple hazır gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak, mümkün olanları ev ortamında kendi imkanlarımız ile hazırlamak durumundayız. Sağlık insanın elinde tuttuğu en değerli hazinedir. Kaybetmeden önce sahip çıkmak gerekir.

Sindirilemeyen gıda katkı maddeleri bazı bünyelerde yağ olarak vücutta depolanırken kilo alamayanlarda ise kanda dolanır bu durum ise kilo alanlara karşın çok daha tehlikelilidir.

Gıda katkı maddeleri ile ilgili yeteri kadar bilgi verdiğimizi düşünüyor ve bu dizgide artık beslenmede yapılan diğer hatalara geçiş yapıyoruz. Sonra bu hususları ayrıca değerlendirebilir ve farklı konu başlıkları ile gündeme getirebiliriz.

İnsan bedenin düzgün çalışmasına sağlık, çalışmasının normalden farklılık göstermesine hastalık denir. Bağışıklık sistemi bu sağlık sistemin uyumunu muhafaza eder, bu uyuma zarar verebilecek her türlü dış etkeni düşman olarak görür ve duruma göre savunma yapar. Ancak günümüz beslenme alışkanlıkları sonucu bağışıklık sisteminin savunma yapmasını tetikleyebilir veya bu sebeple bağışıklık sistemi tamamen çökebilir ve gerekli savunmayı yapamaz hale gelir. Bu durumun geçici süreli olarak gerçekleşmesine hastalık sürekli hale gelmesine ise kronik hastalık denir. Bu sebeple bir çok tabloda gözlemlediğimiz durum, hastalık sebebinin bilinmemesinden kaynaklı bağışıklık sisteminin aktivitesi hastalık gibi görülür. Ancak bu durum kişinin aldığı gıdalara veya katkı maddelerine karşı gösterdiği alerjik reaksiyonlardan ve vücutta depolanan veya kana karışan istenmeyen maddelerin imha sürecinden ibarettir. Günümüzde bir çok kronik hastalığın sebep olduğu enflamasyonun beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi sonucu azalmakta olduğunu ve hastada iyileşmeler gerçekleştirdiğini gözlemlemekteyiz. Buna en iyi örnek çölyak hastalığıdır. Çölyak hastaları gluten diyeti uygulayarak ömür boyu sağlıklı yaşayabilmektedir. Hatta farklı kronik hastalıkları olan bireylere çölyak hastalığı olan bireylerin uyguladığı diyetler verildiğinde hastalıkta gerilemeler ve iyileşmeler bildirilmiştir.

Bizim bu yazıda özellikle değineceğimiz konu doğal beslenme değildir. Doğru beslenmedir. Doğru beslenme; mizacını tanıyarak doğal ve doğru ürünlerle, doğru miktarlarla ve doğru zamanlamayla yemek yemektir.

Aidin Salih kan grubu 0 olanlar doğal çölyak hastasıdır der, çünkü kan grubu sıfır olanlar buğday ürünlerini tüketmekte zorlanırlar ve birey buğday ürünlerini tüketmeye devam ettikçe sindirilemeyen gıda bağırsakları aktive eder ve zarar verir. Kan grubu 0 olanlar az tüketmek şartıyla birlikte hasta olmadan eski tip atalık buğdaylara yönelmeli ve piyasada satılan yeni tip buğdayın bulunduğu tüm ürünlerden uzak durmalıdır. Aslında yeni tip buğdaydan bütün kan grupları kaçınmalıdır.

Yukarıda 0 sıfır kan grubu ile ilgili bir örnekle konuya giriş yaptık aynen bu şekilde tüm kan grupları için faydalı ve zararlı ürünler vardır bu gruplamalara dikkat ederek beslenme halkasında çoğunlukta faydalıları tüketir zararlılarda ara sıra tüketilirse olası bir çok hastalıktan korunmuş olur.

Dört gruba ayrılmış bu beslenmenin yanı sıra önemli olan başlıklar, günde en fazla iki kez pişmiş yemek yemek, acıkmadan yemek yememek, yemek sırasına dikkat ederek yemek ve düzenli olarak açlıklar yaparak vücutta biriken DDT ve tüm katkı maddelerinin etkilerini azaltmak.

Maddi hastalık bir maddenin fazlalığından meydana gelir. Eğer bedene fazla olarak alınırsa onun doğal işleyişine zarar verir.

Sebebi de birinci yemek hazm olmadan ikincisini almaktır, ihtiyaçtan fazlasını almaktır, yararı az olan ve hazmı ağır olan gıdaları almaktır. Kişi sürekli olarak bu tarzda beslenirse onda hastalıklar meydana gelir.

Bu hastalıkların bazıları çabuk geçer, bazıları da yavaş geçer. Eğer beslenme düzeltilir ve ihtiyacı kadar yer, nicelik ve niteliği de dengeli olursa, vücut ondan çok yenen gıdadan daha fazla fayda görür.

Doğru beslenme bugünün koşullarında hastalıklardan korunmak için yeterli değildir. Mutlak surette GDO’lu ve tarım ilaçları kullanılan gıdaların etkilerinden ve uzun süreli saklama koşulları için tarım ürünlerinde kullanılan katkı maddelerinden korunmak için düzenli açlık yapmak gerekir.

İnsan vücudunun bir özelliği de sahip olduğu yağları açlık anlarında enerjiye dönüştürebilmesidir. Yağları keton adı verilen moleküllere ve özellikle de beyin için tam bir süper güç kaynağı olan beta hidroksi bütirik aside dönüştürebilme yetisine sahiptir. Yani özetle acıkınca beynim duruyor diyenlerin tezi burada çökmektedir. Bahsedilen durum ise bağışıklık sisteminin şekere olan bağımlığa bir yanıtıdır.

Kişi doğru beslenir, ihtiyacından fazla yemez, yemek üstüne yemek yemez, acıkmadan yemez ve aralıklı olarak açlık yaparsa bir çok hastalıktan korunmuş olur.

Bir diğer beslenmede yapılan en büyük hata ise karışık yemek yemektir ve illa da yenecekse yemek yeme sırasına uymamak, yanlış sıra ile yemek yemektir.

En ideal olan öğün tek çeşit aynı kap içerisinde pişmiş öğündür. Eğer çiğ bir öğün yenecek ise istediğiniz kadar yeşilliği karıştırıp yiyebilirsiniz. Pişmiş gıda yanında da çiğ yeşillik tüketebilirsiniz. Ancak karışık yenecek ise bunun üç farklı gıdadan öteye gitmemesi önerilmektedir. Bu tarzda yenilecek öğünde ise hayvansal gıdaları karıştırmamaktır. Yani et ile peynir, süt, yumurta gibi ürünler bir arada tüketilmemelidir. Bu hazmı zorlaştırır ve bağırsak yapısında bozukluklara yol açar. Karışık öğün illa tüketilecek ise sıra hafiften ağır olan gıdaya doğru olmalıdır. Örnek olarak, önce tatlı veya meyve sonrasında çorba, sonra salata, sonra karbonhidratlar, sonrasında et tüketilmelidir.

Bu beslenme düzenine riayet eden ve düzenli aralıklı açlık yapan kimse hastalıklardan korunmanın yanı sıra mevcut hastalıklarının bir çoğundan kurtulur. 

Kaynaklar:

  1. Gerçek Tıp, Aidin Salih
  2. Tıbbu’n Nebevi, İmam İbn Kayyim El-Cevziyye 
  3. Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler, Ahmet & Elmas Maranki
  4. Tahıl Beyin, Dr. David Perlmutter

Abdul Arif Kerim ÇALIŞKAN

Dünyayı kelimelerle ifade etmeye başladığımdan beridir harflerle hemhal biriyim. Mekatronik temelli eğitim hayatımın perspektifinden ağaçların, çiçeklerin, hayvanların mekanizmalarını çözmek üzere tefekkür etmekteyim.

Yorum yap

Beni takip et

Sosyal ağlar...