Loc Dang adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

Ne Kadar Kaçsanda Bazen Seni Bulur ve Yakalar Kaderin

Nasıl başlamalı satırlara… su gibi akan zamanda her bireyin bir başlangıcı var. Sahi nasıl başladık hayata…

Dünyadan bir haber geldiğimiz yaşamda, ne olup bittiğini kavrayana kadar belli bir ömür geçirdik. Benim bu sürecim pek verimli geçmedi, ne yazık ki, bu sebeple pekte dünyayı kavramadan kapandık odalara…

Öyle veya böyle hayat tüm zorluklarıyla, tüm hüzünleri ve mutluluklarıyla birlkikte akıp gidiyor. Hiç bir gün ben geçmeyeceğim demiyor. Kötü gün de iyi gün de elbet geçip gidiyor. Yarını öngöremediğimiz hayatta giderek yaşlanıyoruz.

Şu sıralar hiç bir iş yapmama karşın, blogla ilgilenecek durumda da değildim. Lupus hastası olarak böbreklerini kaybetmiş bir bireyin bu süreçte ister istemez bir tedavi yoğunluğu oluyor. Haftanın üç gününü diyalize ayırırken o günlerde bile arta kalan zamanlarda doktor kontrollerinde, tedavi ünitelerinde vakit geçirmek durumunda kaldım. Yani her gün dolu dolu bir tedavi programım vardı.

Bu süreçte heyet raporu (engelli raporu) , diyaliz için fistül ve yeni bir tedavi programına geçiş yaptık. Ayrıca diğer yan hastalıkları kontrol altına almayı başardık. 

Lupus bir çok organa zarar vererek hayati sonuçlara sebebiyet verebilen bir hastalıktır. Bende bu hastalıktan mustarip bir birey olarak çok kez hayati sorunla karşı karşıya kaldım. Bu hastalıkla hayati olmayan sorunları göz ardı etmeyi, umursamamayı öğrendik. Hala bir çok organda hasar olduğu halde hiç biri için ek bir tedavi planlanmıyor. Çünkü hastalık semptomları iyiye giderse onlarda iyiye gidecek. Eğer kötüye gider ve sıkıntılı boyuta ulaşırlarsa hepsine ayrı ayrı tedavi planlanacak. Genel lupus tedavi yaklaşımı bu şekilde ilerliyor.

Tabi siz bu parça parça küçük sorunların hepsini yaşıyor ve yorgun bir hayat sürüyorsunuz.

Yeni düzen kurmak, hayatı baştan tasarlamak, hele hiç enerjiniz yokken bunu yapmak çok zor oluyor. Haftanın üç günü sizin değil ve geri kalan günlerde yeni bir hayat kurmanız gerekiyor. Açıkcası vücut olarak hastalığın yoğun saldırısından yeni çıktığımdan pek toparlanmış değilim ve haftanın kalan dört günü de pekala benim sayılmaz, bu sebeple hala ne yapacağıma karar vermiş değilim. Bunu süreç gösterecek. 

Ancak ilk hedef bu blogu daha verimli ve aktif bir pozisyona taşımak. 

Bazı tedavi süreçlerinden tam anlamıyla bir netice almadan bahsetmek istemiyorum. Geçmişe dair deneyimlediğim tedavilere gelince, bunları detaylı bir şekilde paylaşmayı planlıyorum. Hata yapmamak için geçte olsa ayakları zemine sağlam basan metinler ortaya çıkarmak için zamana yayarak, kelimeleri tarta tarta yazmayı planlıyorum.

Hayat bu ne yaparsanız yapın ölüm gibi hayatınızda belli başlı yaşacağınız olaylar sizin kaçınılmazınız oluyor ve bir şekilde onları yaşıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın ne başarabiliyor, ne kurtulabiliyor, ne kaçabiliyorsunuz.

Benim şuan yaşadığım süreçte sanırım böyle… Ne yaptıysak olmadı. Ne kadar kaçtıysak olmadı.

Abdul Arif Kerim ÇALIŞKAN

1994 yılı Kocaeli, Gebze’de doğdum ve büyüdüm. İlk okul çağlarımdan bu yana harflerle hemhal biriyim. Mekatronik temelli eğitim hayatımın perspektifinden ağaçların, çiçeklerin, hayvanların mekanizmalarını çözmek üzere tefekkür etmekteyim.

Yorum yap

Beni takip et

Sosyal ağlar...