Ian Dooley'in Unsplash'taki fotoğrafı

Aşüftenin Dudakları

Ne demeli yalnızlığa bahtı kara
Söz sukut, sukut güneş, gönülde ateş
Hüküm kıyılırken cılız kahkaha
Kimsenin kimsesiz alayında
Adım bir aşüftenin dudaklarında
Dönüp ardıma baktığımda
Anladım  

Ad başka, nizam başka, yol başka
Elin elinde mazim olmuş laçka
Yüzsüzün yüzüne doğduğunda
Adım bir aşüftenin dudaklarına
Düştüğünde
Anladım  

Sevmek ne acı, aşk sevişmek, evlilik zina
Yazılmış mektupta çiçek solmuş
Pulsuzun pulunda sözlerim
Postacının düşen yüzünde
Adım bir aşüftenin dudaklarında
Dönüp ardıma baktığımda
Anladım  

Ne namus, ne haya, bakar tek kurşuna
Bir laf dolanır adın mıh gibi dokuza
Halatı dola bu gece boynuma
Ve öldür beni bir kez daha
Adım bir aşüftenin dudaklarında
Dönüp ardıma baktığımda
Anladım  

Zaman kısa, pusula bozuk, yürek yara
Bu nasıl sürgündür yüreğim
Adımımı attığımda asmalı köprüye korkmadım
Yürümekten, sana koşmaktan
Mevzu bahis sana varmak değilmiş
Adım bir aşüftenin dudaklarına
Düştüğünde
Anladım  

Sen cehennem zebanisi misin
Gözlerim sana baktığında tutuşur
Bir gül başında kaç bülbül uçuşur
Beceremedik biz sevmeyi
Nerden bilirdim elime batar dikeni
Tekmeleri yediğimde yere sere-serpe
Düştüğümde
Anladım  

27.05.2017

Abdul Arif Kerim ÇALIŞKAN

1994 yılı Kocaeli, Gebze’de doğdum ve büyüdüm. İlk okul çağlarımdan bu yana harflerle hemhal biriyim. Mekatronik temelli eğitim hayatımın perspektifinden ağaçların, çiçeklerin, hayvanların mekanizmalarını çözmek üzere tefekkür etmekteyim.

4 yorum

Beni takip et

Sosyal ağlar...