cottonbro adlı kişinin Pexels'daki fotoğrafı

Korkular Yenileni İpe Yeneni Zirveye Taşıyan Araçtır

Yenilmemiş her korku bilinçaltında yaşayan bir kurttur. Evin kapısına koyarsan hırsız giremez, içeri alırsan oturamazsın.

Korkular, korkular, insanı alıkoyarlar. Çoğu insan korkularının üzerine gitmekten de korkar.

Bir korku eğer yapmak istediğiniz şeyin önüne geçmiş ve siz istediğiniz halde onu gerçekleştiremiyorsanız bu durum korkunun ötesinde bir durum olmaz mı? Korkularımızdan dolayı yapmak istediklerimizden vaz mı geçeceğiz? Bu sebeple tutkuların önüne geçen korkuların tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Her bireyin çocukluktan itibaren yaşadığı travmalar vardır. Travmasız insan yoktur. Bu travmalarla birlikte gelişen korkuları da olur. Benimde korkularım var elbet. Ancak dünyevi konularda uykularımı kaçıran korkularım olmadı.

Böyle uyku kaçıran korkularda zaten insan için çok sıkıntılıdır. Bir yazımda korku esnasında oluşan stresten bahsetmiştim. Kısaca bunu alıntılayalım sonra devam edelim.

Bağışıklık sistemi vücut enerjisinin %80’lik kısmını kullanır.  Stres ve sıkıntı içerisinde vücut kendini korumaya alacağından dolayı vücut kollara ve bacaklara kan pompalar ve kollarda ve bacaklarda güçsüzlük oluşur bu sebeple vücut bağışıklık sisteminin enerjisini düşürerek vücudu ayakta tutmaya çalışır. Kısacası stres ve sıkıntı bağışıklık sisteminin düşmesine ve kişide farklı hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu bir duygunun insan bedenini nasıl etkilediğini gösteren en iyi durumdur.

Bilişsel uyumsuzluk yasasına göre eğer kafanızda olumlu bir düşünce varsa aynı anda olumsuz düşünce bulunamaz, aynı şekilde olumsuz düşünce varken olumlu düşünce olamaz. Korku ile yaşayan insanda olumlu düşüncelere yer kalmaz ve her korku tetiklendiğinde vücut strese girer ve bu bireyin ruhen ve bedenen sağlam kalması beklenemez.

Bu yüzden bireyin ne olursa olsun korkularını yenmesini gerektiğini düşünüyorum. Korkularını nasıl yeneceğini bireyin kendisi daha kolay tespit edebilir ve bulduğu yöntemlerle de korkularını yenmeyi başarabilir diye düşünüyorum.

Burada bir duraklayıp kendimden bir örnekleme yapmak istiyorum. İlkokul çağlarımızdı, arkadaş takımı olarak mahallede top oynarken köpek saldırısı sonucu hep oyunumuz son bulurdu. Hepimiz bir yerlere kaçışırdık. Daha küçüklüğümde, okul öncesi, bakkal ile ev arasında bir bahçede beyaz küçük tatlı köpeklerden vardı, ancak ne bağlıydı ne de kapı kapalı sürekli köpek kovalaması yaşayarak eve varıyordum. Köpek hiç  istisnada yapmıyordu. Birgün paçamdan da ısırdı. O korku var içimde düşünün, köpek geldi mi, topuk. 

Birgün yine top oynuyoruz üç tane köpek üzerimize gelmeye başladı. Tabi bizde kaçıyoruz sonra çocuklar sağa sola derken bir baktım tekim arkamda üç tane köpek var. O kadar da koşmuşum durdum, dedim ne kadar kaçsam da boşa, bunlar beni yakalar, yapacak bir şey yok onlar saldırıyorlarsa sende onlara saldır Arif dedim. Sonra döndüm köpeklere doğru bağırarak koşmaya başladım. Köpekler durdu bir şöyle bana baktılar dediler bu gerçekten niyeti bozmuş arkalarını dönüp kaçtılar. O gün bugün köpeklerle karşı karşıya kaldık mı karşılıklı hırlaşıyoruz.

Her korkunun da tabi tamamen ortadan kaldırılmasına gerek yoktur hem de istense bile bunları ortadan kaldırmak çok zordur. Bazı durumlara karşı var olan korkularımıza karşı vücudumuz bilinç dışı bir şekilde tepki verir ve anından devreye girerek vücudu strese sokar ve anında korkuya karşı bilinç altında oluşmuş refleks hareketleri gerçekleştirir.

Örnek olarak köpek korkusu olan bir birey kötü bir karşılaşmada bilinç dışı bir şekilde hiç düşünmeden kaçmaya başlar. Yüksek sesten korkan bir birey kodlamış hareketi kulakları kapatmak ise hiç düşünmeden kulaklarını kapatacaktır. Bu tip reflekslerin bazılarını tedavi etmeye gerek yoktur. Ancak hayatı sıkıntıya sokan korkuların üzerine gidip tedavi etmek gerekir.

Ancak benim gibi yükseklikten korkup aynı zamanda maceracı aktiviteler yapmak istiyorsanız korkunuzun tutkularınızın önüne geçmesine izin vermemelisiniz. İlk okul çağlarımda yüksek katlı bir binada balkon duvarına yaklaşmaktan korkarken şimdi yamaç paraşütü planlaması yapabiliyorum. 

İşin gerçeği yükseklik korkum hala var ancak korkumun tutkularımın önüne geçmesine müsade etmek istemiyorum. Artık yüksekle ilgili nerede bir eğlence makinesi varsa tepesinde oluyorum. Tabi güvenliğe dikkat ederek.

Hayatta bugüne kadar oluşmuş korkuların yanı sıra gelecek günlerde de oluşacak korkularımız elbet olacaktır. Bazı korkuların dozu ve yeri doğru olduğunda kişiyi doğru karar vermeye dahi sevk edebilir. Ancak ne olursa olun bütün korkuları hayatın akışını engellemeyecek düzeyde çözüme kavuşturmakta fayda var. 

Korkular anlattığımız hikayelerden anlaşılacağı üzere yaşanan olaylar  sırasında insanın bilinçaltında programlanmaktadır. Bunun gibi kişiler, olaylar arasında bağlantı kurarak saplantılı durumlar yaşayan insanlara tanıklık etmekteyiz. Bu tip bağlantılar kuran kişilerin ise yaşadıkları süreç çok ağır geçiyor ve intiharla sonuçlanabiliyor.

Korku bahsi aslında üzerine daha çok konuşulması gereken bir konu ancak bu yazımızı burada sonlandıralım bir başka yazıda bunu detaylı bir çalışma ile anlatalım, inşallah. 

Sağlıkla, esenlikle kalın. Allah’a emanet olun.

Abdul Arif Kerim ÇALIŞKAN

1994 yılı Kocaeli, Gebze’de doğdum ve büyüdüm. İlk okul çağlarımdan bu yana harflerle hemhal biriyim. Mekatronik temelli eğitim hayatımın perspektifinden ağaçların, çiçeklerin, hayvanların mekanizmalarını çözmek üzere tefekkür etmekteyim.

4 yorum

  • "Onlar saldırıyorsa sen de saldır " 🙂

    Çok doğru bu, hayvanlar ile olan deneyimlerimde gördüm ki ben ne kadar kaçıyorsam onlar o derece cesaret buluyordu kovalamak için. Insanlar ile ilişkilerde aşağı yukarı böyle değil mi.

    Korku kontrol altında tutulması gereken bir duygu.Hayatı yaşanmaz kılacak, sağlık sorunlarına yol açacak bir hale getirmemek geliyorsa da kesinlikle yardım almak gerekiyor.Her ne kadar kişi kendisini en iyi bilen olsa da bu yeterli olmayabilir bazen.

  • Güzel, bilimsel ve deneyimsel bir yazı yazmışsınız. Ben de köpeklerden başlayayım o zaman:) Oğlum üç dört yaşlarındaydı. Çalıştığım şantiyeye getirmiştim. Genişçe bir meydanda bir köpek yavrusu ile karşılaştı. Köpek havlayarak oğlumun peşinden koşuyor, bizimki önünden kaçıyordu. Nihayetinde alan bitince mecburen durdu. Köpek de durdu. Bundan cesaret alan oğlum köpeğe doğru koşmaya başladı. Köpek önde o arkada koşuyorlardı. Bu kez köpek durdu. Oğlum korkup gerisin geriye kaçmaya başladı. Tabii köpek de arkasından. Bu kaçma yakalama defalarca devam ederken biz kenarda gülmekten kırılıyorduk. Köpeklere karşı beş yıl öncesine kadar mesafeliydim. Ne zaman ki kızım iki günlük bir golden aldı ve onu bebekliğinden itibaren bakmaya başladık. O sayede çekingenliğimi tamamen üzerimden attım. Bak, kediler için aynı şeyi söyleyemem. Onların tırnaklarından korkarım ve fazla samimi olmamaya çalışırım:)

    Yükseklik korkusu olan biri için yamaç paraşütünü düşünmek büyük ilerleme:) Tedbirli olduktan sonra bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Korkunun fazlası da cesaretin fazlası kadar zararlı bence. Her şey dozunda iyi:)

Beni takip et

Sosyal ağlar...